Virgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Virgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Haziran 2011

Davaya Ihanet

Bu sabahın en beklenmedik haberi gridin dibinden geldi. HRT ile verdiği sonunculuk mücadelesinin ortasında Marussia Virgin takımı, teknik direktörü Nick Wirth ile yolların ayrıldığını açıkladı. Tamam, takım hakkaten spora girdiği 1,5 senelik süre içinde pek ciddi bir atılım gösteremese de rüzgar tüneli kullanmadan araçlarını tasarlamaları, onları bir Don Kişot yapmıştı benim gözümde. Nick Wirth'in takımdan ayrılmasıyla beraber, şu ana kadar ¨sadece CDF¨ yaklaşımını da bırakıp kendilerine rüzgar tünelli bir fasilite seçeceklerini yazıyor Autosport.

Virgin için ne demek peki bunlar? Bu hamleler onları HRT'den koparıp Lotus'a yaklaştırabilir mi? Şu anlık pek mümkün gözükmüyor bu. Ilk sebep, Wirth Technology'nin hala üretimde olan parçaları olması ve bunların önümüzdeki yarışlarda araca eklenecek olması. Bunun dışında Lotus, Cosworth motorunu Renault ile değiştirmiş, aracının arka tarafını da Red Bull'dan almıştı. Virgin'in Nick Wirth'i postalayıp bir anda bu seviyeye gelebilmesi imkansız. MVR-02 ile hedefledikleri Q2'ye geçebilmeyi şu an Lotus yapıyor.

Peki uzun vadede bunun Marussia Virgin takımına etkisi ne olur? Force India'nın sahneye ilk çıktığı zamanlardaki Hint GP'sinde başa oynayabiliyor olmak hedefinin bir benzeri, Rus'ların takımda hisse almasıyla oluşmuştu. Sochi'deki Rus GP'si ya 2014 ya da 2015'te (Olimpiyat Köyü'nün inşaatının gidişatına göre) koşulacak ve takımda Marussia kampı, bu sırada podyuma oynayabilmek istiyor. Imkansız yoktur belki ama işlerinin zor olduğunu söylemek, olayı hafife almaya kaçabilir.

Bunun dışında her ne kadar Richard Branson ve Virgin gibi bir dev olsa da arkasında, bunların takıma maddi girdilerinin çok az olduğu biliniyor. Hatta Bernie'nin Marussia Virgin'e kafayı takmış olmasının sebebi de Branson'un cebindeki akreplerdi. Neyse ki Rus'lar işin içine girdiler de takım biraz para gördü, ama uzun vadede bu yetecek mi bir soru işareti. CFD-only yaklaşım, şu ana kadar takıma pist üstünde ciddi bir başarı getirmese de ekonomik anlamda takımı ayakta tutan önemli bir unsurdu. Şimdi bunun yanına daha büyük bir atölye ve rüzgar tüneli masrafları eklenecek, bunlarla beraber yeni personel gideri de olacak tabi ki. Yani Virgin, herkesin gittiği denenmiş yolu seçerek kendini aslında bir maceraya atıyor. Kendilerini Don Kişot yapan, uzun vadede başarıya ulaştıracak ve ulaştırırsa F1 tarihine geçirecek yolu terkedip diğer takımlara onların kuralları ile kafa tutacak. Bana pek mümkün gözükmedi bu.

Burada Pat Symonds etkisi ne kadar diye de sormak lazım. 2008'deki Singapur-gate ortaya çıktığından beri Flavio Briatore ile F1 yasaklısı olan Symonds, arka planda Virgin'e danışmanlık yapıyor ve muhtemelen 2012'de cezası bittikten sonra da resmi bir rol alacak. Ve tabi ki herkes, işleri kendi bildiği şekilde yapacak. 2012 aracının hazırlıklarının başladığı bugünlerde Nick Wirth'i sepetleme toplantısında Symonds'ın da bulunması bunun işareti açık olarak zaten. Yıllarını verdiği sporda Symonds'ın Virgin'e getirebileceği bir kaç isim olacaktır kesin. Ama önünde zor bir yol var.

Benim kişisel görüşüm Virgin, uzun vadede belki de bir F1 efsanesi olma niyetini, kısa vadede kuvvetle muhtemel kimsenin hatırlamayacağı bir orta sıra takımı olmak için bıraktı. Takımı takip etme motivasyonum sıfıra yakın şu anda.

11 Kasım 2010

Ruslar Sıcak Denizlerde

Rusların Formula 1'de yaptıkları hamlelerin, müfredata sokulup Türk yetkilileri ve halkına okutulması lazım.

Bugünkü açıklama ile Virgin'in çoğunluk hissesini Rus otomobil üreticisi Marussia aldı. Geçen sene de Virgin araçlarının ön kanatlarında isimleri olan Ruslar, seneye takımı yönetiyor olacaklar. Böylece yakın bir gelecekte Petrov'un dışında Aleshin ve Lukashevich de bir yarış koltuğu bulabilecekler kendilerine.

Virgin, bütün sezon Bernie tarafından topa tutuldu. Kısa dev, Richard Branson'ın bu işe para koymamasından yakındı durdu. Ki aslında haklıydı, sonuçta Virgin'in en büyük eksiği finansal destek oldu bütün sezon. Araçlarını pür CFD ile dizayn etmek çok cesurdu ama yeteri kadar para koyamadıkları için gerisini getiremediler. Marussia'nın ortaya ciddi para koyduğunun açıklanmasından sonra Virgin'in ilk yaptığı açıklama ne oldu? Takım, CFD kapasitesini ciddi şekilde arttırıp bu konuda F1'in lideri olacağını açıkladı. Çünkü artık bunun giderini karşılayabilecek. Orta-uzun vadede bu yaklaşımın, F1'in geleceği olduğunu düşünsem de Virgin'in bunu kanıtlamak için başarısız bir kaç seneyi göğüslemesi gerektiğini söylüyordum, Marussia'nın yardımıyla bunu da yapabilecekler artık. Bu kamptan sürprizler çıkabilir diyorum ben.

Haftasonu TRT'de, Türkiye GP'si hakkında konuşurken Bernie'nin dediklerine değinmiştim. Adam, sizin grassroots programınız yok demişti, "adam haklı beyler". Ne sponsorumuz, ne takımımız, ne pilotumuz ne de motorsporları kültürümüz var. Ruslar ise gümbür gümbür altyapıdan geliyorlar. Midland F1'i hatırlayan var mı? Ilk Rus takımı onlardı, belki bir şey yapamadılar ama niyetlendiler. Sonrasında Vitaly Petrov. Kanında bir Japonluk olduğundan şüphelendiğim Kamikaziov, buzdağının görünen tarafı aslında. Bu aralar adlarından sıkça bahsettiren iki pilotları daha var vodkacıların; Aleshin ile Lukashevich. Putin'in, Rusların yıllardır süregelen F1 pisti isteği konusundaki iradesine ne demeli peki? Renault ile test sürüşü yapacak kadar niyetini belli ediyor Rus başkanı.

Japonya'nın gittikçe F1 haritasından silindiği bu yıllarda onların yerini Hindistan ve Rusya dolduruyor. Ikisinin de hem pistleri, hem pilotları hem de takımları var. Iki ülke de Formula 1 takviminde kalıcı olmanın, motorsporları kültürünü alttan yaratmanın önemini biliyor ve bunu sonuna kadar kullanıyor. Biz ise Bernie'ye yalvaralım daha.

05 Kasım 2010

Lotus, Motorlar, HRT, Sponsorlar

Yeni takımlar F1'e girerken, beklentiler mümkün olduğunca düşüktü; diğer takımların tek isteği, pist üstünde blok gibi durmamalarıydı. Ilk sezonları sona ermeye yakınken ne harikalar yarattıklarını ne de beklenildiği kadar kötü olduklarını söyleyebiliriz.

Zaten kendi aralarında bir şampiyonaları var bu 3 takımın. Üstten ne kadar yarışdışı kalan araç olursa onlar yukarı çıkıyor ve en üstte yarışı bitirebilen (ki aslında bu bile baya başarı) bu şampiyonayı önde kapatıyordu. 3 takım da henüz puan alamasa da Heikki Kovalainen'in Japonya'daki 12.liği, Lotus'u diğer takımlardan bir adım önde tutuyor. Yani markalar şampiyonasında Lotus, 10.lukta bulunuyor. Bu sonuç, psikolojik olmanın çok ötesinde, çünkü halihazırda yürürlükteki Concorde Anlaşmasına göre TV gelirleri 10 takıma bölünüyor. Yani 10. olan yeni takım, milyon dolarları cukkalıyor.

Bir yandan finansal sıkıntılar yaşarken bu üçlü, bir yandan da gelecekte daha rekabetçi olmanın yollarını arıyorlar. Bu sene üçü de Cosworth motoru ve Xtrac vites kutus-hidrolikleri kullanıyorken, aralarındaki en büyük fark aerodinamiden kaynaklanıyordu. 2011'den itibaren bu durum değişecek.

Lotus, geçen ay, 2011'den itibaren Red Bull vites kutusu ve hidroliklerini kullanacaklarını açıkladılar. Yani iki senedir şampiyonluk için yarışan aracın parçalarını alıp kullanacaklar. Tabi bunun iki anlamı var: 1) Lotus, Red Bull arka kısmını da alıyor (difüzör mesela), 2) Lotus, Renault ile motor anlaşmasına vardı. Çünkü Red Bull da Renault motoru kullanıyor ve kendi tasarladıkları vites kutusu ve hidrolik sistemler de, çok doğal olarak, Renault motoruna göre tasarlanıyor. Yani Lotus, 2011'de Adrian Neweysiz bir Red Bull olacak diyebiliriz. Yani şampiyonluklara oynamak için bir Newey eksikleri var, iki de şampiyonluk seviyesindeki pilot tabi ki.

Bu sezonun tartışmasız en yavaş takımı HRT de, 2011'den itibaren Williams vites kutusu ve hidroliklerini kullanacaklarını açıkladılar. Hemen hemen her yarışta hidrolik sıkıntısı çeken takım için önemli bir adım tabi ki, ama peşinden de, her iki takım için soru işaretleri getiriyor sanki. HRT, Lotus gibi TV gelirlerinden yararlanamayacak büyük ihtimalle. Takımın sahibi Cabrante ailesi de pek para akıtmıyor. Yani ciddi bir finansal sıkıntıları var. Bu yoklukta nasıl Williams'tan bu parçaları satın alabildikleri ciddi bir muamma. Bir ihtimal, Cabrante'ler, takımdan ellerini ayaklarını çekmek ve takımı başkasına satmak istiyorlar, bu yüzden de paketi olabildiğince çekici yapmaya çalışıyorlar. Bakalım başarılı olabilecekler mi?

Williams tarafında ise biraz daha havada sorular var. Bir süredir Frank Williams ve ekibi, seneye Barrichello'nun yanında kimi yarıştıracakları konusunda kararsızlar. Hulkenberg'in iyi bir pilot olduğu ve F1 gridinde yer bulabileceğinden dem vuruyorlar; ama kendileri ile olacaklarını konfirme edemiyorlar. Sebebi de bu senenin GP2 şampiyonu Pastor Maldonado. Williams, arkasında Venezüela Ulusal Petrol Şirketi PDVSA'nin desteği ve milyon sterlinleri olan acemi Maldonado ile bir senedir takımla yarışan ve geleceğin şampiyonu gözüyle bakılan Hulkenberg arasında bir seçim yapmak durumunda. Seneye birden fazla önemli sponsoruyla yollarını ayıracak takım için önemli bir durum tabi ki. Acaba HRT'ye satacakları servisler ve alacakları para, bu seçimi ne kadar pür yetenek üstüne yapmalarına yardımcı olacak.

Ve elimizde Virgin kaldı. Xtrac'in çok da başarılı olmayan yürüyen aksamını seneye kullanacak tek takım olan Virgin. Richard Branson ortaya para koymamaya devam ettiği sürece Bernie'nin oklarını çekiyor ama durumları HRT'den iyi, orası kesin. Yine de klasmanda onların gerisindeler ve ileri adım atmak istiyorlarsa hızla bir şeyler yapmak durumundalar. Her ne kadar araçlarını tamamen CFD ile yarattıysalar da ilk senelerinde Lotus ile kıyasla sırıtmadılar. Ama uzun vadede bu yeterli değil ve CFD'den çok daha fazlasını çıkarmak durumundalar. Belki diğer takımlarla gidilebilecek bir ortaklık, bu yöndeki adımları hızlandırır.

26 Mart 2010

Virgin, Full Çekemiyor

Yeni takımlar ile eskiler arasındaki performans farkı, Bahreyn'de çok açık bir şekilde ortaya konmuştu. Sanki Formula 1 yarışı sırasında arkada 6 tane de GP2 aracı var gibiydi. Ama operasyon ve mantalitedeki farkın, aşağıdaki olayın yaşanacağı kadar büyük olduğunu zannetmiyordum.

Virgin, benzin depolarının bazı yarışları bitiremeyecek kadar küçük olduğunu farkedip FIA'ya bunu değiştirmek için başvurdu. FIA da izin verdi, vermek zorunda kaldı.

Herhangi bir yol aracı dizaynı bile komplike bir iştir, Formula 1 aracı tasarlamak ve yaratmak ise neredeyse bir sanat artık. Virgin, kendi araçlarını tamamen CFD ile tasarlayarak bu yönde yeni bir atılım denedi. Ama görünüşe göre işler bekledikleri gibi gitmiyor. Ön kanatların durduk yere düşmesi bile yeteri kadar sorun iken şimdi de benzin deposunun, olması gerekenden küçük tasarlandığı ortaya çıktı. Bunu değiştirmek demek de neredeyse aracı baştan tasarlamak demek. Ağırlık merkezinden monokoğa, üst taraftan arka kanat yüksekliklerine kadar herşeyi baştan tasarlamak ve bunu da en yakın sürede yapmak lazım. Çünkü o zamana kadar, eğer diğer dayanıklılık faktörleri izin verip yarışın son bölümlerini görürlerse, ya benzinleri bitip yolda kalacaklar, ya da motor performansını aşağıya çekip zaten az olan hızlarını daha da düşürecekler. Kısaca rezil oldular ve durum devam ettiği sürece de olmaya devam edecekler.

Eski takımlar ve FIA ile yeni takımların ilişkisini, ortamın ağır abileri ve gediklileri ile ortama yeni gelen ve elinden hiç bir iş gelmeyen, her el attığı işi eline yüzüne bulaştırıp özür dileyen, titrek ve umut vaat etmeyen gençler gibi hissediyorum. Ferrari'nin sene başındaki sert çıkışı, bazı çevrelerce ayıplanmıştı ama şu ana kadar olanlar, kırmızıları haklı çıkıyor sanki. Melbourne'de, Bahreyn'den daha enteresan bir yarış izleyeceğimiz neredeyse garanti. Ayrıca Virgin, bu tip hataları tekrarlarsa, adları ile ilgili espriler kulaktan kulağa dolaşmaya başlar.

05 Şubat 2010

CFD Piste Indi

Virgin GP, aracını tanıttıktan sonra piste de indirerek yeni takımlar arasındaki lider konumunu perçinlemiş oldu. Timo Glock'un yaptığı shakedown'da herhangi bir sorun yaşanmamış.

Bu, Formula 1'de bir era'nın da başlangıcı oluyor aynı zamanda. VR-01, tamamen CFD teknoloji ise yapılmış ilk F1 aracı. Yani bu kırmızı-siyah güzel, hiç rüzgar tüneline girmemiş durumda. Virgin'le beraber USF1 de aracını bu yönde tasarladığını açıklamıştı, onlarınki nasıl bir şey olacak göreceğiz.

CFD, Formula 1'de bir süredir kullanılıyor olsa da, şu ana kadar hiç bir araç yüzde yüz bilgisayar ortamında tasarlanmamıştı. Her zaman rüzgar tünelinden de geçer, orada rötuşlar yapılırdı. Daha önce denenmemiş bir şey olması, eski takımların alamayacağı kadar bir risk de getiriyordu beraberinde. Sonuçta bir senenin tamamen heba olması ve rüzgar tüneli yatırımının kullanılmaması anlamına geliyordu. Ama yeni takımlar, hem ekiplerini sıfırdan kurduklarından, hem de başarı olarak kaybedebilecek bir şeyleri olmadığından çok doğal olarak bu yola başvurmuşlar. Eğer başarılı da olurlarsa, diğer takımlar da onların peşinden gelebilir ve böylece yeni takımlar, Formula 1'e ciddi bir katkı yapmış olabilir. Bunu ancak zaman gösterecek.

23 Ocak 2010

2010 Sezon Değerlendirmesi - Takımlar ve Pilotlar Pt.3


Eskiler hakkında konuştuk, fikirlerimizi paylaştık. Bir de bu sene aramıza katılacak yeni takımlar var. Grid 10 takımdan 13 takıma çıkarken, Toyota ve BMW'nin çekilmesi ile beraber, yeni takım sayısı da üçten beşe çıktı (Not: BMW Sauber'in burada olmasının sebebi, ilk önce çekilmesi, daha sonra gridde yer alma hakkını baştan almasından dolayı).

Bu takımlardan Sauber hariç hepsi Cosworth motorunu kullanıyor, Sauber ise Ferrari ile anlaştı. O yüzden motor performansı, bu takımların geleceği konusunda önemli bir rol oynayacak. Bir yandan da bu takımlar, kaybedecekleri hiç bir şey olmamasından dolayı, olaya çok daha radikal bakabiliyorlar. Kullanılan yeniliklerin başında da imkanı olanların, araçlarını rüzgar tüneli yerine tamamen CFD yardımıyla dizayn etmesi geliyor. O konuya daha detaylı girmek farz, ileride değineceğiz, F1Racing'in geçen ayki makalesinden de yardım alacağız. Ama takımlara dönelim yavaştan. Bu yazıyı iyi okuyun çünkü aslında bu takımların bütün derdi birbirlerini geçmek, yenilerin en iyisi olmak.

BMW Sauber: BMW spordan çıktı ama Peter Sauber, takımı almakla kalmadı, Almanları takımın isminden de çıkarmadı. En başta Kubica ve Heidfeld'i kaybettiler. Yerine geçen senenin en potansiyel gösteren çaylağı Kamui Kobayashi'yi getirdiler. Sonra da sürpriz bir şekilde Pedro De La Rosa'yı bağladılar. Yani pilotlar bakımından sıkıntı yaşamayacaklarını düşünüyorum.

Ama Ferrari motoru bir muamma. Bir daha ki sene çok kritik olacak benzin harcamaları konusunda tam bir kara delik ve Italyanlar, bunun üstüne çözüm aramalarına rağmen, ne seviyedeler bilinmiyor. Muhtemelen testlerdeki yarış simülasyonlarına kadar da kimse net bir bilgi veremeyecek. Sauber'in, motor sıkıntısını şasi mucizeleri ile aşması da zor gözüküyor. Çünkü geçen seneki BMW, aerodinamik açıdan gridin en büyük hayal kırıklığıydı. Bunu geliştirmek için gerekli kaynak havuzunun, uzun süreli sponsorları Petronas'ın Merc GP'ye geçmesiyle ağır yara aldığı da belli.

Bir konudaki bilgi eksikliğimi sizlerle paylaşıyorum: BMW Sauber, geçen seneki televizyon gelirlerini alabiliyor mu, yoksa Concorde Anlaşmasındaki hakkını kaybedip yeni bir takım olarak girdiğinden dolayı bu gelirden mahrum mu oluyor? Cevap ne olursa olsun, Sauber ve Hinwil'deki ekibin 2008 Kanada'ya dönmesi çok kolay gözükmüyor.

Virgin GP: Öyle bir yeni takım ile karşı karşıyayız ki daha tek tur lastik döndürmeden takımın ismi değişti. Manor GP, Richard Branson'ın gelişiyle resmi olarak Virgin GP'ye döndü. Branson'ın belki de en büyük hayali buydu, o yüzden daha geçen senenin ortasından beri açık açık söylüyordu "sene sonunda Brawn ile olan anlaşmamız bitiyor ve Manor GP'nin isim sponsoru olacağız". Deli Richard, yaptığı işlere yüzde yüzünden aşağısını vermiyor.

Virgin ve Branson'ın olduğu yerde heyecan da eksik olmaz. Yeni bir takımın, yeni bir organizasyonun heyecanına en uygun olan şey de, yetenekli ama hala kendini kanıtlaması gereken iki pilottur. Bu konuyu da ex-Toyota Timo Glock ve ex-Renault test pilotu Luca di Grassi ile hallettiler. Aracı da tamamen CFD ile bilgisayarda tasarlıyorlar. Ayrıca aralıkta Llyods Banking ile de sponsorluk anlaşması imzaladılar. Yani Ingiltere'den kıpır kıpır bir takım daha doğuyor. Yenilerin en iyisi olmaya, benim gözümde, en yakın adaylar.

Lotus GP: Logosundan renklerine herşeyleri efsane Lotus'u hatırlatsa da, bu konu o kadar basit değil. Bir kere aynı Lotus değiller, çünkü bu organizasyonun arkasındakiler Malezyalılar. Ama tam olarak apayrı da değiller çünkü takımın destekçilerinden Proton, bildiğimiz Lotus'un da sahibi. Yani yıllarca alakasız ve tanışmayan ama yeni taşınıp ufaktan kaynaşmaya başlayan iki uzaktan kuzen gibiler.

Bunu aradan çıkardıktan sonra takımın kadrosuna bakalım. Air Asia'nın sahibi ve aktif Twittercı Tony Fernandes, yeni sezon başlayana kadar takım patronu görevine devam edecek. Teknik patron ise başarılı ama huysuz Mike Gascoyne. Bunların yanında takım, iki pilotu birden yarış kazanmış sadece dört takımdan biri. Trulli ve Kovalainen, birer yarış kazanmış olsalar da en azından kazanmanın ne demek olduğunu biliyorlar ve takımı ileriye götürebilecek iki pilot. Aramızda kalsın, neyse ki Malezyalı bir pilot imzalayarak Minardi'nin Alex Yoong ile düştüğü hataya düşmediler. Yoong demişken, o da Lotus'un genç pilot yetiştirme direktörü.

En büyük dertleri para olmasa da Malezyalı dev Petronas'ın, Merc GP'ye sponsor olmasına Sauber kadar onlar da sinirlendiler. Iki taraf da haklı ama ben de olsam ben de Schumacher'e sponsor olurdum. Bunun, Lotus bütçesinde bir yara açtığı kesin. Yine de Fernandes, Virgin Havayollarının sahibi Richard Branson ile iddialaşmaktan geri kalmıyor. Ikilinin iddiasına göre, kimin takımı geride kalırsa, geri kalan patron, diğerinin uçağında hosteslik yapacak. Çok tatsız, çok.

USF1: Yılların Ken Anderson'u ve Peter Windsor'u, kafa kafaya verip Formula 1 takımı kurmaya karar verdiklerinden beri hep iddialı oldular. Amerika bazlı bir takım olmak hiç kolay değil, F1'de yarışabilecek iki Amerikalı pilot daha bile zor. Ama ikili ne de olsa fırsatlar ülkesinden gelmeler, bir şekilde bunu başaracaklarına inanıyorlardı. Ve yaptılar da.

Ama tam olarak ne yaptılar pek bir kişi bilmiyor. Ortada bir pilot yok, araç hakkında çok sınırlı bilgi var, websiteleri bile çok yeni (ilk yatırımcıları Youtube olmasına rağmen). Amerika'da test yapmalarına izin verildi, Ispanya'da bir operasyon üstleri var. Gerisi aslında muamma. Tam olarak bir yeni sezon tanıtım zamanı bile vermediler. Ama yine de onları yerinde ziyaret eden herkes, işlerin yolunda olduğunu söylüyor. Gerçekten enteresan. Haklarında çıkan en son haber, araç dizaynına yepyeni bakış açıları getirmeye çalıştıklarını söylemeleriydi. Acaba 6 tekerlekli Tyrell'leri hatırlatan şeyler mi çıkacak? Ne olursa olsun, bu kampın her yeri soru işareti. Kişisel görüşüm, en başta olmasa da, sezon (veya sezonlar) ilerledikçe buradan enteresan işler çıkacağı.

Campos Meta: Ama belki de asıl muamma burada. Ispanyollar, yeniler arasında bile hiç bir zaman en dikkat çekeni olmadılar. Bir tek, gelecek vaad eden, sihirli soyadı olan Bruno Senna'yı renklerine bağladıklarında gözler onlara çevrildi. Araçları crash test'leri geçmiş, ama Bahreyn'de olmayacaklarına iddiaya giren bir Bernie var. Eğer o bodur, bir şeyi bu kadar çok tekrarlarsa bir bildiği vardır. Zaten son zamanlarda sponsor sıkıntıları (yani para sıkıntıları da diyebiliriz) olduğunu kendileri de itiraf etmeye başladılar. Yani durum sıkıntılı.

Henüz bir pilotları eksik, ama gelen az haberler, içeride çok daha fazla eksik olduğunu söylüyor. Bunun bir işareti de Bruno Senna'nın henüz bugün dolan ikinci Toro Rosso koltuğu için adının geçmesiydi. Demek ki bu kamp sıkıntılı. Kendilerini Bahreyn'de görecek miyiz acaba?

Takımlar ve pilotlar böyle, 3 bölümde anlatmaya çalıştık. Bir de dışarıda kalanlar var. Mesela Quick Nick. Adını belli yerlerde andık ama bugün çıkan haberler kuvvetle ihtimal Merc GP'nin test pilotu olacağına dair. Fena fikir değil, zira Schumacher'in ne kadar devam edebileceği bir soru işareti. Yıllarca da gidebilir, iki yarış sonra bırakabilir de. Oynamaya değer bir kumar. Ayrıca seneye Mercedes, motor sağladığı bir takıma da gitmesini sağlayabilir. Bunun dışında aslında konuşulması gereken bir Stefan GP hadisesi var. Yeni takımlardan biri olmak için başvuran ama kabul edilmeyen, yine de yılmayan, Toyota'nın fasilitelerini ve 2010 araç dizaynını satın alan, sanki Bahreyn'de gridde olacakmış gibi çalışan ve muhtemelen Campos Meta'nın beyaz bayrağı çekeceği günü dişlerini bileyerek bekleyen Sırp F1 takımı Stefan GP.

Bazı yazlar, transfer sezonuna o kadar odaklanıyorum ki, maçlar başlayınca yeteri kadar heyecanlı gelmiyorlar. Bu kış sezonu da Formula 1 için biraz öyle oldu. Umarım yarışlar, off season'dan daha heyecanlı geçer de ekranların başından kalkamayız.
Related Posts with Thumbnails