Bernie Ecclestone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bernie Ecclestone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2010

Ruslar Sıcak Denizlerde

Rusların Formula 1'de yaptıkları hamlelerin, müfredata sokulup Türk yetkilileri ve halkına okutulması lazım.

Bugünkü açıklama ile Virgin'in çoğunluk hissesini Rus otomobil üreticisi Marussia aldı. Geçen sene de Virgin araçlarının ön kanatlarında isimleri olan Ruslar, seneye takımı yönetiyor olacaklar. Böylece yakın bir gelecekte Petrov'un dışında Aleshin ve Lukashevich de bir yarış koltuğu bulabilecekler kendilerine.

Virgin, bütün sezon Bernie tarafından topa tutuldu. Kısa dev, Richard Branson'ın bu işe para koymamasından yakındı durdu. Ki aslında haklıydı, sonuçta Virgin'in en büyük eksiği finansal destek oldu bütün sezon. Araçlarını pür CFD ile dizayn etmek çok cesurdu ama yeteri kadar para koyamadıkları için gerisini getiremediler. Marussia'nın ortaya ciddi para koyduğunun açıklanmasından sonra Virgin'in ilk yaptığı açıklama ne oldu? Takım, CFD kapasitesini ciddi şekilde arttırıp bu konuda F1'in lideri olacağını açıkladı. Çünkü artık bunun giderini karşılayabilecek. Orta-uzun vadede bu yaklaşımın, F1'in geleceği olduğunu düşünsem de Virgin'in bunu kanıtlamak için başarısız bir kaç seneyi göğüslemesi gerektiğini söylüyordum, Marussia'nın yardımıyla bunu da yapabilecekler artık. Bu kamptan sürprizler çıkabilir diyorum ben.

Haftasonu TRT'de, Türkiye GP'si hakkında konuşurken Bernie'nin dediklerine değinmiştim. Adam, sizin grassroots programınız yok demişti, "adam haklı beyler". Ne sponsorumuz, ne takımımız, ne pilotumuz ne de motorsporları kültürümüz var. Ruslar ise gümbür gümbür altyapıdan geliyorlar. Midland F1'i hatırlayan var mı? Ilk Rus takımı onlardı, belki bir şey yapamadılar ama niyetlendiler. Sonrasında Vitaly Petrov. Kanında bir Japonluk olduğundan şüphelendiğim Kamikaziov, buzdağının görünen tarafı aslında. Bu aralar adlarından sıkça bahsettiren iki pilotları daha var vodkacıların; Aleshin ile Lukashevich. Putin'in, Rusların yıllardır süregelen F1 pisti isteği konusundaki iradesine ne demeli peki? Renault ile test sürüşü yapacak kadar niyetini belli ediyor Rus başkanı.

Japonya'nın gittikçe F1 haritasından silindiği bu yıllarda onların yerini Hindistan ve Rusya dolduruyor. Ikisinin de hem pistleri, hem pilotları hem de takımları var. Iki ülke de Formula 1 takviminde kalıcı olmanın, motorsporları kültürünü alttan yaratmanın önemini biliyor ve bunu sonuna kadar kullanıyor. Biz ise Bernie'ye yalvaralım daha.

19 Ekim 2010

Bernie'den Türkiye Hakkında

Bernie Ecclestone, Formula 1'deki en önemli adam diyebiliriz. FIA Başkanı Jean Todt'tan bile daha önemli hatta. Ve Brabham patronluğundan girdiği Formula 1'de çok önemli değişiklikler yarattığını, iyisiyle kötüsüyle sporu bugünlere getiren kişi olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Bu bodur devin 80. yaşgünü nedeniyle hem F1.com'da hem de The Guardian iki farklı röportajı yayınlandı.

F1.com'daki röportajında, herşeyin şansla alakalı olduğunu, eline şans geçen insanın cesareti de varsa bunu değerlendirdiğini anlatıyor Bernie. Yani aslında hiç bişi demiyor. Tek dişe dokunur dediği şey, takımlara, 2013'te yürürlüğe girecek yeni Concorde Anlaşması öncesi gözdağı vermek. Evet önemli bir konu ama, biraz daha bekleyebiliriz onun için.

The Guardian'daki röportajı çok daha doyurucu ve enteresan buldum açıkçası. Iki röportajda da dediği "ölene kadar emekli olmayacağım" nidalarının dışında, Max Mosley, boşanması, yöneticilik yöntemleri, Spa ve özellikle de bizim yarışımızla ilgili bilgiler veriyor. Belçika'nın efsanevi Spa-Francorchamps pistinin, eğer devlet tarafından yardım edilmezse parasını ödeyemeceği ve takvimden çıkarılabileceğini rahatlıkla söylüyor. Bilindiği gibi Belçika GP, finansal zorluklar yaşıyor ve takvimden çıkmakla bir kaç kere tehdit edildi bile.

Röportajın başka bir bölümünde, Hermann Tilke dizaynı pistlerin, birbirlerinin kopyası olduğu iddiasına, "süper güvenli pistler inşaa etmeye çalışıyoruz, her zaman da inişli çıkışlı olmuyor bunlar. Olsa güzel olur, mesela Istanbul Park, inişli çıkışlı ve şu andaki en muhteşem pist o". Burada Bernie Ecclestone'ın pistin sahibi (böyle diyebiliriz heralde) olmasının katkısı ne kadar, bilemiyoruz tabi. Bir başka bizimle ilgili nokta da, Rusya ve Austin GP'leri ile beraber takvimin fazla uzun olup olmayacağı sorusuna Bernie'nin verdiği cevap: "20 yarışta durmanın yollarını buluruz gibi geliyor. Belki birileri ara vermek ister, mesela Türkiye. Muhteşem bir pist yarattılar ve belki şu an takvimdeki en iyisi bile olabilir ama halk pek heyecan duymuyor. Neden bilmiyorum".

Bilmediğimiz bir şey değil maalesef, bu sene her ne kadar seyirci ortalamaları yükselmiş olsa da, 2011'de son kurşunumuzu sıkıyor olacağız. Bir kaç gün önce Rusya GP'si hakkındaki yazıda, tam da bu konulardan bahsetmiş, hangi pistlerin gidici olabileceği üstüne kafa yormuştum. Belli ki Spa da, bahsetmediğimiz ama gidiciler listesinin üst taraflarında olabilecek bir pistmiş. Belki de Türkiye GP'sinin varlığına devam etmesi için şansı, böylece biraz daha artabilir.

Gönlüm hem Spa'nın hem de Türkiye'nin takvimde kalmasından yana ama bu çok zor gözüküyor.

15 Ekim 2010

2014 Sochi GP, Türkiye, Petrov ve Aleshin

Iki gündür Formula 1 dünyasında hiç durmadan bahsedilen haber, Bernie'nin yıllardır süren Rusya'da yarış isteğinin sonunda gerçekleşmesi oldu. Putin ile Sochi'de buluşan Bernie, 2014'ten itibaren bu Karadeniz kentinde yarışların yapılması için 5 yıllık anlaşma imzaladılar. 2014 Kış Olimpiyatları'nın da aynı şehirde yapılacağını hatırlatalım. Olimpiyatlar'a hazırlık yüzünden herhangi bir gecikme olursa pist, 2015 takvimiyle de hayatına başlayabilir.

Bu olaya en başta pist politikaları açısından bakalım. Bu sene Kore, seneye Hindistan, 2012'de de Austin pistlerinin ekleneceği kesinlik kazandı. 2013'te bir ihtimal Roma, 2014'te de Sochi. 5 senede 5 yeni pist. Şu anda takvimde 19 pist var. Seneye Hindistan da eklenince 20 olacak ve Bernie, takvimin daha uzatılmasının söz konusu olmadığını açık açık söyledi. Bu demektir ki şu an takvimde bulunan bazı pistler çıkarılacak. Maalesef gidici pistlerin başında bizim pistimiz var. Görünüşe göre 2010'da artan seyirci rakamları 2011'da da bu trendi devam ettirse bile, en fazla bir kaç sene içinde (ama kuvvetle muhtemelen seneye) Formula 1 takviminden çıkıyoruz. Bizimle birlikte diğer iki aday ise Valencia ve Sakhir.

Valencia, hiç bir zaman kimsenin favorisi olamadı, düzgün yarışlar izlettiremedi ve hali hazırda Ispanya'da bir yarış zaten var. Sakhir de aynı şekilde başarısız bir pist oldu ve özellikle yanındaki Abu Dhabi'nin Yas Marina'sına bakılınca fazlasıyla sönük. O yüzden muhtemelen F1 hayatına, kış testleri pisti olarak devam edecek Sakhir.

Eğer yukarıda bahsettiğim 5 pist de takvime eklenecekse ve halihazırda yarışılan 3 pistten biri takvimde kalacaksa, başka bir pistin çıkıyor olması gerek. Japonya'nın F1'de giderek azalan etkinliği ile beraber Suzuka/Fuji yarışı takvimden çıkabilir ama ciddi bir F1 kültürü olan ülkeyi kaybetmek, şahsi olarak beni çok üzer. Macaristan GP'si gitse sevinirim, ama yıllardır düşmeyen seyirci ortalamaları ile onları takvimden çıkarmak da zor olur. Başka bir aday da Malezya olabilir. Tilke'nin ilk pistlerinden Malezya'da seyirci sayıları gittikçe düşmekte. Ülke, yıllar içinde istediği düzenli ilgiyi yaratamadı. Malezya'nın avantajları ise Petronas gibi büyük bir sponsorları, Lotus gibi önemli bir ismi taşıyan takımları ve Fairuz gibi alttan gelen pilotlarının olması. Eğer Türkiye-Sakhir-Valencia'dan biri takvimde kalmaya devam edecekse, plase kaybedenlerim bunlar.

Bunun yanında Rusya'nın kendisine bakalım ve biraz da ders çıkaralım Türkiye olarak. Uzun vadeli planları ile Rus sporunun gittikçe ilerlediğini görmemek, körlüktür. Futbolda, çok para harcanıyor bile olsa, Rus ekipleri düzenli olarak yükseliyorlar. Hem yerli hem de ülkelerine gelen yabancı oyuncuları, Avrupa'ya pazarlayabiliyorlar artık. Bunun dışında Sochi'de kış olimpiyatlarını yapıyorlar. Şimdiden planlarını yapıp Formula 1 pistini de Olimpik Köyün içine koyuyorlar. Hatta üstteki resimde görebileceğiniz gibi bütün planlar çizilmiş. Bu tip bir plan program bizde imkansız, Türkiye olarak ev sahibi olma hakkını kazandığımız turnuvaların salonlarını bile son dakikada inşaa ediyoruz, ya da edemiyoruz. Ruslar, bir yandan F1 takviminde yer bulurken, bir yandan genç pilotlar çıkarıp bunları F1'e yollamanın yollarını arıyorlar. Ve sponsorları da, yarış koltuğu bulması gittikçe güçleşen F1 gridinde, onlara yardım ediyor. Midland F1'in de, ne kadar kısa süreli ve başarısız olsa da, ilk Rus F1 takımı olduğunu unutmayalım. Türkiye'de takvimden çıkarılmayı bekleyen Istanbul Park hariç bunların hangisi var?

Ve Renault... Raikkonen ile Reina çıkışında kolkola gazetecilere yakalansalar da sadece arkadaş olduklarını söylediler ve farklı taksilere binerek mekandan ayrıldılar. Raikkonen hakkında ayrıca bir yazı yazmak lazım ama bu olay, belki de Renault'nun işine geldi. Bir süredir ekonomik darboğazdan geçtiği, hatta Bob Bell gibi bir dehanın işine yüksek ücreti yüzünden son verdiği dedikoduları dolaşan Renault'nun, Petrov sayesinde artan Rus sponsorların tek ilgi odağı olacak olması, takımı orta vadede daha geniş kaynaklı ve müteakip olarak daha güçlü/hızlı kılabilir. Ayrıca Petrov, bütün bu fırsatları heba edercesine sürmüyor da. Takım arkadaşından en çok puan farkı yiyen pilot olsa da, tecrübe ile hızlanacak potansiyeli olduğunu gösteriyor aralarda.

Bir yandan da World Series by Renault'nun şampiyonu pilotu Mikhail Aleshin var. Renault için iki Rus pilot, getirebileceği sponsorlara rağmen, çok fazla. Hele de ellerinde, takımı etrafında kurabilecekleri bir Kubica (şimdilik) varken. Aslında Aleshin'in gitmesi gereken takım, bence, Williams. Hulkenberg'in beklenen performansı gösteremediği aşikar. Ama bir o kadar aşikar olan da Williams'ın ona, ve Barrichello'ya, potansiyellerini gösterebilecekleri araçlar da verememesi. Bunun sebebi de Frank'in cebinde veya takımın bütçesi olmayan para. Rubens'in F1 aşkı devam etse de, emekliliğinin çok da uzakta olmadığı belli iken Aleshin'i takıma katsalar, üstünde çok büyük baskı ve beklenti olmadan bu genç pilotu yarıştırıp, bir yandan sponsorlarından faydalansalar, orta vadede de bu gelir ile kazanabilecek bir araç yaratsalar, F1 gridindeki herkes sevinmez mi?


Not: Yazıyı yazdıktan bir kaç saat sonra James Allen'ın aynı şekilde pist politikaları konusuna eğildiğini ve maalesef Türkiye hakkında aynı eleştirileri yazdığını görüyorum. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

26 Mayıs 2010

2012 Amerika GP'si ve Texas

Bernie, akıllı adam. Trendlerin kokusunu erkenden almak ve cesurca onları izlemek, çoğu insanda bulunmayacak bir özellik ve sürdürülebilir başarı için elzemdir. Para neredeyse, Bernie F1'i oraya götürüyor. Amerika, aslında keşfedilmiş bir kıta. Yani yeni pistlerin papatya gibi açıldığı bir Orta Doğu veya Uzak Doğu değil. Aynı zamanda, yarışan takımlarının çoğunun da en büyük pazarı. O yüzden Indianapolis'ten sonra F1'in oralardan uzun süre ayrı kalması düşünülemezdi. Ama Austin, Texas?

Hemen burada, başlamadan önce okunması gereken, konumuzla %100 alakalı bir yazıyı hatırlatmakta fayda var: Geçmiş Zaman Amerikan Pistleri. Boşuna yazmadık o kadar yazıyı...

Bir süredir Bernie ve sirkinin ABD'ye döneceği zaten konuşuluyordu. Hatta Bernie'nin kendisi, birden fazla kere, New York silüetli bir GP istediğini açık açık söylemişti. Yani bu, ya New York'un hemen dışında ya da New Jersey'de bir pist anlamına geliyordu; ki bu çok zor bir iş. Ancak Watkins Glen'e geri dönülebilirdi ama hiç bir zaman bu fikir, ciddileşmedi maalesef. Geçen hafta da NY'a 2 saat uzaklıktaki Catskill Dağlarının eteklerinde bir pist, kendisini bu role bürümek için elinden geleni yapmıştı. Ama bir anda torbadan Austin çıktı, hem de resmi olarak.

Peki Texas sınırları içinde yapılan son GP olan Phoenix'in, lokal devekuşu yarışları daha çok ilgi çektiği için iptal edildiği bir yerde ne kadar başarılı olabilir F1? Hele de NASCAR gibi oynu tek yönlü oynayan (sol-sol-sol...) insanların ülkesinde! Bunu zaman gösterecek. Ama yarışı düzenleyecek olan Full Throttle Ltd (isminde meymenet yok), işi ciddiye alıyor gibi. Sonuçta ilk defa ABD'de, sırf Formula 1 için bir pist inşaa edilecek. Ayrıca şimdiden Austin'in, Texas'ın geri kalanından ayrıldığı ve aslında salak bir yer olmadığını iddia edenler çıktı. Dediğim gibi zaman gösterecek bunları. Hatta yarışın gerçekten yapılıp yapılmayacağını da zaman gösterecek...

Peki bu durumda takvim ne olacak? Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu, şimdi tam da zamanı aslında. Yukarıda da yazdığım gibi, Bernie'nin yarışları hangi ülkeye götüreceğini bazı kriterler belirliyor. Bunların neredeyse hepsinin arkasında da para var aslında. Amerika, çok büyük harcama potansiyeli olan ama hiç bir zaman tam olarak F1'e yönelmemiş bir pazar. Bir yandan takvime girecek Hindistan var. Artık onların da kendi takımları ve pilotları var. Ayrıca milyar ile ifade edilen nüfusu ile, ciddi bir gelir kaynağı olabilir F1 için. Bernie de tabi ki bu fırsatı kaçırmıyor. Bir yandan Rusya'nın ciddi baskısı var bir yarış kapabilmek için. Vitaly Petrov, Renault ile sözleşme imzaladığı an demişti "umarım bu Rusya GP'si için ilk adım olur" diye.

Bunun dışında bir Roma GP'si dedikodusu uzun zamandır almış başını gidiyor. Yapılması çok zor ama Valencia bile bir sokak yarışı aldıysa Roma niye almasın? Tabi bu Italya'da iki yarış anlamına gelir, F1'in Ingiltere lobisi de buna pek sıcak bakmaz. Belki Valencia takvimden çıkartılıp Avrupa GP'si adı altında Roma'da yarış yapılabilir, ki en mantıklı seçenek bu gibi duruyor.

Orta Doğu, Bahreyn-Abu Dhabi ikilisinin yanına bir yarış daha koymak isteyebilir ama Bahreyn bile bu kadar sıkıcıyken bu planın bir süre daha rafta kalacağını tahmin ediyorum. Aynı zamanda Doğu Asya da Çin-Japonya-Malezya-Singapur-Kore ile başlı başına bir seri çıkartacak neredeyse. Bunlara eklenebilecek bir ülke göremiyorum yakın gelecekte.

Peki bu kadar yeni pist ve pist adaylarından bahsettik ama halihazırdaki takvimin doluluğundan dert yanıldığını düşünürsek, bir çok yarışın da aynı şekilde takvimden çıkması lazım. Bahreyn ciddi bir aday bu konuda, Valencia da. Iki yarış da sıkıcı geçmeye aday. Bahreyn'i, elindeki para potansiyeli de kurtarmayacak gibi. Ayrıca bu iki pist de F1 fanları tarafından hiç sevilmiyor. Bir de gönül, Macaristan GP'sinin, arkasına bakmaksızın takvimden gitmesini istiyor ama bu yağcılıkla o biraz zor maalesef.

Bir de Türkiye GP'si var. Üzülerek söylüyorum ki, bizim yarış, feda edilecekler listesinin en tepelerinde dolaşıyor. Çünkü ciddi bir potansiyeli yok, eskisi gibi turistler akın etmiyor, yarışlar çok heyecanlı geçmiyor, seyirci ilgisi yok denecek kadar az (bu sene değişecek diye umuyoruz) ve kimse ciddi bir çözüm üretmiyor. Bernie de bunların hepsinin farkında. Evet, 8. virajımız gerçekten şahane. Ama bir viraj için mi pist tutulacak? Pilotlar seviyor diye Bernie, bizi her sene takvime dahil etmeyecek tabi ki. Nasıl Spa'yı bile bir kalemde siliveriyorsa, Türkiye'yi de siler ve 2 saniye sonra hatırlamaz.

Yani Amerika GP'si haberleri, aslında alttan alta bizi çok ilgilendiriyor. Ülkemden F1'in gitmesini istemiyorum ama onu burada tutmak için çok fazla çaba sarfetmemiz gerekiyor. Başarabileceğimiz konusunda da karamsarım kusura bakmayın.

Not: Bu post, 100. post olarak blogun tarihine geçiyor. Gelen, okuyan, fikrini beyan eden, takip eden, yarışmaya katılan herkese çok teşekkürler.
Related Posts with Thumbnails