Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010

2012 Amerika GP'si ve Texas

Bernie, akıllı adam. Trendlerin kokusunu erkenden almak ve cesurca onları izlemek, çoğu insanda bulunmayacak bir özellik ve sürdürülebilir başarı için elzemdir. Para neredeyse, Bernie F1'i oraya götürüyor. Amerika, aslında keşfedilmiş bir kıta. Yani yeni pistlerin papatya gibi açıldığı bir Orta Doğu veya Uzak Doğu değil. Aynı zamanda, yarışan takımlarının çoğunun da en büyük pazarı. O yüzden Indianapolis'ten sonra F1'in oralardan uzun süre ayrı kalması düşünülemezdi. Ama Austin, Texas?

Hemen burada, başlamadan önce okunması gereken, konumuzla %100 alakalı bir yazıyı hatırlatmakta fayda var: Geçmiş Zaman Amerikan Pistleri. Boşuna yazmadık o kadar yazıyı...

Bir süredir Bernie ve sirkinin ABD'ye döneceği zaten konuşuluyordu. Hatta Bernie'nin kendisi, birden fazla kere, New York silüetli bir GP istediğini açık açık söylemişti. Yani bu, ya New York'un hemen dışında ya da New Jersey'de bir pist anlamına geliyordu; ki bu çok zor bir iş. Ancak Watkins Glen'e geri dönülebilirdi ama hiç bir zaman bu fikir, ciddileşmedi maalesef. Geçen hafta da NY'a 2 saat uzaklıktaki Catskill Dağlarının eteklerinde bir pist, kendisini bu role bürümek için elinden geleni yapmıştı. Ama bir anda torbadan Austin çıktı, hem de resmi olarak.

Peki Texas sınırları içinde yapılan son GP olan Phoenix'in, lokal devekuşu yarışları daha çok ilgi çektiği için iptal edildiği bir yerde ne kadar başarılı olabilir F1? Hele de NASCAR gibi oynu tek yönlü oynayan (sol-sol-sol...) insanların ülkesinde! Bunu zaman gösterecek. Ama yarışı düzenleyecek olan Full Throttle Ltd (isminde meymenet yok), işi ciddiye alıyor gibi. Sonuçta ilk defa ABD'de, sırf Formula 1 için bir pist inşaa edilecek. Ayrıca şimdiden Austin'in, Texas'ın geri kalanından ayrıldığı ve aslında salak bir yer olmadığını iddia edenler çıktı. Dediğim gibi zaman gösterecek bunları. Hatta yarışın gerçekten yapılıp yapılmayacağını da zaman gösterecek...

Peki bu durumda takvim ne olacak? Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu, şimdi tam da zamanı aslında. Yukarıda da yazdığım gibi, Bernie'nin yarışları hangi ülkeye götüreceğini bazı kriterler belirliyor. Bunların neredeyse hepsinin arkasında da para var aslında. Amerika, çok büyük harcama potansiyeli olan ama hiç bir zaman tam olarak F1'e yönelmemiş bir pazar. Bir yandan takvime girecek Hindistan var. Artık onların da kendi takımları ve pilotları var. Ayrıca milyar ile ifade edilen nüfusu ile, ciddi bir gelir kaynağı olabilir F1 için. Bernie de tabi ki bu fırsatı kaçırmıyor. Bir yandan Rusya'nın ciddi baskısı var bir yarış kapabilmek için. Vitaly Petrov, Renault ile sözleşme imzaladığı an demişti "umarım bu Rusya GP'si için ilk adım olur" diye.

Bunun dışında bir Roma GP'si dedikodusu uzun zamandır almış başını gidiyor. Yapılması çok zor ama Valencia bile bir sokak yarışı aldıysa Roma niye almasın? Tabi bu Italya'da iki yarış anlamına gelir, F1'in Ingiltere lobisi de buna pek sıcak bakmaz. Belki Valencia takvimden çıkartılıp Avrupa GP'si adı altında Roma'da yarış yapılabilir, ki en mantıklı seçenek bu gibi duruyor.

Orta Doğu, Bahreyn-Abu Dhabi ikilisinin yanına bir yarış daha koymak isteyebilir ama Bahreyn bile bu kadar sıkıcıyken bu planın bir süre daha rafta kalacağını tahmin ediyorum. Aynı zamanda Doğu Asya da Çin-Japonya-Malezya-Singapur-Kore ile başlı başına bir seri çıkartacak neredeyse. Bunlara eklenebilecek bir ülke göremiyorum yakın gelecekte.

Peki bu kadar yeni pist ve pist adaylarından bahsettik ama halihazırdaki takvimin doluluğundan dert yanıldığını düşünürsek, bir çok yarışın da aynı şekilde takvimden çıkması lazım. Bahreyn ciddi bir aday bu konuda, Valencia da. Iki yarış da sıkıcı geçmeye aday. Bahreyn'i, elindeki para potansiyeli de kurtarmayacak gibi. Ayrıca bu iki pist de F1 fanları tarafından hiç sevilmiyor. Bir de gönül, Macaristan GP'sinin, arkasına bakmaksızın takvimden gitmesini istiyor ama bu yağcılıkla o biraz zor maalesef.

Bir de Türkiye GP'si var. Üzülerek söylüyorum ki, bizim yarış, feda edilecekler listesinin en tepelerinde dolaşıyor. Çünkü ciddi bir potansiyeli yok, eskisi gibi turistler akın etmiyor, yarışlar çok heyecanlı geçmiyor, seyirci ilgisi yok denecek kadar az (bu sene değişecek diye umuyoruz) ve kimse ciddi bir çözüm üretmiyor. Bernie de bunların hepsinin farkında. Evet, 8. virajımız gerçekten şahane. Ama bir viraj için mi pist tutulacak? Pilotlar seviyor diye Bernie, bizi her sene takvime dahil etmeyecek tabi ki. Nasıl Spa'yı bile bir kalemde siliveriyorsa, Türkiye'yi de siler ve 2 saniye sonra hatırlamaz.

Yani Amerika GP'si haberleri, aslında alttan alta bizi çok ilgilendiriyor. Ülkemden F1'in gitmesini istemiyorum ama onu burada tutmak için çok fazla çaba sarfetmemiz gerekiyor. Başarabileceğimiz konusunda da karamsarım kusura bakmayın.

Not: Bu post, 100. post olarak blogun tarihine geçiyor. Gelen, okuyan, fikrini beyan eden, takip eden, yarışmaya katılan herkese çok teşekkürler.

31 Mart 2010

Geçmiş Zaman Amerikan Pistleri

"NASCAR beyinli Amerikalılar Formula 1'de ne yapabilir ki?" sorusunu soran bizim jenerasyonun, USF1'ın yarışlardan çekilmesiyle, bu cevabı alması hayal oldu. Onunla da kalmadı, bir çok başka takımın çok daha iyi doldurabileceği 13. takım yerini heba etti Peter Windsor ve Ken Anderson.

Artık bu saatten sonra yapabileceğimiz bir şey yok, Ingiliz Formula 1 medyası Amerikalılarla dalgasını geçti geçecektir de. Biz yine de Amerikalılar'ı iyi hatırlamaya çalışalım. Hazır bu postta özlediğimiz pistleri yazmışız, bari özlediğimiz Amerikan pistlerini de yazalım da Formula 1 tarihindeki başarılı Amerikan etkilerini de hatırlamış olalım. (F1'e dönmesini istediğim, Amerika dışındaki diğer pistler için buradan yakın, keyiflenin).

Indianapolis:
En yakın tarihteki Amerikan yarışıydı, çoğumuzun da hatırladığına inanıyorum. Yarışlar da kendini hatırlatıyor açıkçası. 2005'te Ralf Schumacher'in yaptığı kaza sonrası Michelin lastikli takımların yarışmasına izin verilmemiş ve katılan 6 pilot da puan almıştı. Hatta Portekizli Thiago Monteiro, Ferrari'lerin ardından podyuma çıkmıştı Jordan adına. Bunun dışında 2001 yarışında, 11 Eylül olaylarının hemen ardından, araçların özel tasarımlarla yarışması (siyah burunlu ve sponsorsuz Ferrari ilk akla gelen) da var. Ayrıca her pilotun, drag yaratmak için önünde takım arkadaşı ile sıralama turları atması da cabası. Schumacher ile Barrichello, 2002 yarışında çizgiyi beraber geçmeye çalışırlarken 2. olması gereken Brezilyalı, 0.011 saniye ile Alman'ı geçmiş bulunmuştu.

Anlayacağınız buradaki hemen herşey Ferrari etrafında dönüyordu. Zaten 2001'de Hakkinen'in (ki bu, O'nun son yarış galibiyetiydi) ve 2007'de Hamilton'ın kazandıkları dışında Ferrari'den başka bu yarışı kazanan olmadı. Ben de olsam ben de severim böyle pisti. Şimdi de takvime geri istiyorlar. Ama bu sefer sebep tamamen duygusal. Formula 1, çok güzel bir reklam mecrası ama Ferrari'nin en büyük pazarı ABD'de yarış yok. Ama F1, ABD'ye dönse bile yarışlar Indy'de olur mu orası muallak. Zira Bernie, New York GP'si için bastırıyor.

Watkins Glen
New York demişken, The Glen'i kim unutabilir? Indianapolis'teki 8 yarıştan önce, uzun süre Amerikan Grand Prix'si olabilen ve bir tarzı olan tek pist New York'taki Watkins Glen idi. 20 yıl aralıksız F1'e evsahipliği yapan pist, 60lar ve 70lerde pilotlar arasında da oldukça popüler ve sevilen bir pist idi. Işin ilginci Amerikalılar da baya seviyorlardı burayı. Tabi o yıllar, Amerikalı pilotların da daha başarılı olduğu yıllardı. Örneğin Phil Hill, Watkins Glen'in ilk yılı olan 1961'de son şampiyon ünvanını taşıyordu. Ne var ki, bir önceki yarış Monza 61'de takım arkadaşı Wolfgang Von Trips, kaza yapıp seyircilerin arasına dalmış, kendisi ve 14 seyirci de hayatını kaybetmişti. O yüzden Ferrari, ilk Watkins Glen'de yarışmadı ve Amerikalılar da kahramanları Hill'i görememiş oldu.

1971'de ciddi dğeişiklikler oldu The Glen'de. Önceleri Monza tarzı, az virajlı bir pist karakteri varken, daha sonra arka düzlüğe şikan eklenerek ve pisti ciddi şekilde uzatan hızlı virajlı bir bölüm yaratılarak bambaşka bir hal aldı. Bunun sebeplerinden biri, yere yapışıp gittikçe hızlanan F1 araçlarını biraz olsun yavaşlatmaktı. Ama maalesef Watkins Glen de zamana yenik düştü ve güvenlik önlemleri sorgulanmaya başladı. Özellikle de François Cevert'in hayatını kaybettiği 1973'teki kaza, sıkıntıları ortaya dökmüştü. Daha sonra borcunu ödeyemeyen pist, 80'lere girilirken Formula 1 ile vedalaştı.

Bir düşünün, New York'ta bir F1 yarışı. Sokaklarında değil tabi ki, Watkins Glen'de. Ilgiyi, enerjiyi tahmin bile edemiyorum. Eğer F1, ABD'ye dönerse, benim adayım The Glen'dir.

Detroit
Ford'un şehri Detroit, ABD, Formula 1'deki en şaşaalı zamanlarını yaşarken ülkedeki 3 yarıştan biriydi. Kısacası Formula 1, orta uzunlukta bir Amerika turnesine çıkıyormuş o zamanlar. Bu dar sokak pisti de, özellikle bol kazalı ve az aracın bitirebildiği yarışlara ev sahipliği yapıyordu. Ilk yarışı John Watson kazandığında 17.likten başlamış ve o zamanın en arkadan başlayıp yarış kazanma rekorunu, yarış dışı kalanların çokluğu sayesinde kırmıştı.

Ertesi sene, pistin arka düzlüğüne, onu dik kesen ufak bir bölüm eklenmiş ve hızlar düşürülmüştü. Bu versiyonun ilk yarışını 83 yılında Alboreto kazanırken, Detroit'in fatihi daha sonra kendisini gösterecekti. Ayrton Senna, burada 3ü arka arkaya olmak üzere 4 yarış kazandığı yıllarda Detroit, artık takvimdeki tek Amerikan pisti olacaktı. Gittikçe düşen izleyici sayıları, pisti döndürmenin ekonomik zorlukları ile birleşince Ford Diyarı, takvimdeki yerini 1989 yılında Phoenix'e kaptırdı.

Caesars Palace
Aslında Caesars Palace'ın bu listede olması enteresan. Ama bakınca, Caesars Palace'ın F1 takvimine girmiş olması daha da enteresan. Bir kumarhanenin otoparkının Formula 1 pistine döndürülmesi aslında bu yarış. Şekline bakacak olursanız, etrafta bulabileceğiniz, her metrekarelik alanı kullanmak için kasılan karting pistlerinin sadece daha uzun hali. 5 tane 180 derecelik dönüşü ve 4 parçalı tek düzlüğü ile, artık görmeye alışmadığımız bir şekil gerçekten. O zamanlarda pilotların özellikle sıcaklıktan şikayet etmesi, insanların F1 izlemek yerine kumar oynaması gibi sebeplerle sadece iki yarış düzenlenebilmiş burada. Ama şimdiki Malezya, Bahreyn, Abu Dhabi gibi yarışlara bakınca, insanın Las Vegas'ın sıcağı hakkında soru işaretleri oluşuyor kafasında. Bu listede bulunması da tamamen bu "şansını zorlayıp enteresan bir şekilde takvime girmesi" sebebiyle. Yoksa geri dönmesini istemiyorum.

Long Beach
Güneş, sahil, kızlar ve Formula 1. Kaliforniya'da 8 sene yapılan bu yarış, organizatör Chris Pook'un Batılı Monaco hayalinin sonucuydu. Ve neredeyse de oluyordu. Clay Regazzoni, buradaki ilk yarışı Ferrari adına kazanmış olsa da ilk sene, beklenilen kadar seyirci çekememişti. Hem Regazzoni'nin hem de pistin kaderi değişmeye hazırdı. 1976'daki ilk yarış, James Hunt-Susy ve yeni sevgilisi Richard Burton arasındaki magazinsel haberlerle daha çok anılsa da ertesi sene, yerel kahraman Mario Andretti yarışı kazanınca, gelen seyirci sayısı da tırmanma eğilimi göstermeye başlamıştı. Regazzoni'nin kaderi ise 1980 Long Beach yarışında yaptığı kaza sonrası felç kalmasıydı.

1983 yarışından sonra, çok enteresan bir şey oldu: Yarış organizatörleri ile Bernie, para konusunda anlaşamadı! Ve Bernie, bir daha arabacıklarını Long Beach'e getirmedi. Bu eşi benzeri görülmemiş, hala görülmeyen ve ileride de hiç görülmeyecek olay, maalesef çok güzel bir sokak yarışını biz F1 hayranlarından çalmış oldu.

Peki bu kadar yarış yapıldı Amerika'da ama, hiç mi başarısız olan olmadı diye sorar insan. 1989-1990-1991 yarışlarının yapıldığı Phoenix'de, yerel devekuşu yarışları, Formula 1'den daha fazla ilgi çekince yarışlar buradan alınmış! Bu insanlara galiba NASCAR müstehak!
Related Posts with Thumbnails