Ken Block, son derece sevdiğimiz, ayakları yere basan biri. DC Shoes'un sahibiyken, hisselerinin bir kısmını satarak ralli kariyerine başlıyor. 2005'te, 40 yaşına merdiven dayamışken, geç kalınmış bir hamle olsa da bolca çalışıyor, WRC'ye kadar geliyor. Bir yandan da Gymkhana videoları yapıyor, bütün dünyayı kendine hayran bırakıyor. Yaptığı işleri güzel satıyor kısaca. Ayrıca son derece sıcakkanlı biri, en ufak bir kibirliliği yok.
Yaptığı çılgın hareketleri ve rahatlılığı ile gönüllerde taht kuran, kendine Hoonigan ismi koyan Block'tan önce biri daha WRC parkurlarında aynı özelliklerle kendine ciddi bir fan base yaratmıştı: Gigi Galli. Livigno'dan gelme bu adam, yaptığı spektaküler hareketlerle ralli hayranlarını zevkten uçururdu. Ken Block'un sponsorluktan yana olan şansı ise Italyan'da hiç bir zaman olmadı. Alt kategorilerde de kullandığı Mitsubishi ile WRC sahnesine atılan Galli, Japon'ların spordan çekilmesi ile Peugeot kullanmaya başladı. Arjantin 06'da ilk podyumunu elde eden Italyan, ertesi sene de Citroen Xsara kullandı. 2008'de de Stobart takımı ile Ford. Stobart gibi güzel bir altyapı takımıyla tam şansı dönmek üzereyken de Almanya Rallisi'nde yaptığı ciddi kaza ile uyluk kemiğini kırdığından beri kendisinden haber alınamıyor aslında bir bakıma. Ford takımının patronu Malcolm Wilson ile spora dönmek için görüşmeler yaptığını duyurmuştu bir ara kendi sitesinde ama bahsettiğim resmi websitesi bile bir senedir herhangi bir update görmedi. Gözlerimizin aradığını, parkurlarda onun spinlerini görmek istediğimizi bu satırlara not eder, kendisinden haber alanın bana veya ralliyle ilgilenen herhangi birine akıbetini iletmesini rica ederiz.
Ken Block etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ken Block etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2011
28 Mart 2011
Rei Do Algarve: Ogier
Portekiz Rallisi, 2009'daki kazasından sonra her zaman Jari Matti Latvala ile beraber anılırdı. Fazla hızlı girdiği virajın ardından attığı yaklaşık 15 takla, tekrarlaması zor bir "başarı" olsa da bu sene Ken Block, henüz recce'de iddialı bir hareketle "ben de buradayım" dedi. Latvala'nın, uçurumdan inerken attığı uzun ve yavaş taklalardan farklı olarak hızlı, kısa mesafede ciddi yükselerek 5 takla attı Amerikalı ve yarışa başlayamadı bile. Eğlence meraklısı Block, twitter hesabı üzerinden "bir kaya ile yaşadığımız yanlış anlaşma yüzünden" yaşadığı kazanın ardından Ford ve M-Sport ekibine teşekkürü de tam anlamıyla boynunun borcu bilmiş. "Biz o kazadan nasıl yürüyerek çıktık bilmiyoruz" diye de sözlerini bitirmiş. Olayın videosunu ralliden önce yazdığım yazıda bulabilirsiniz.
Ama Latvala için iki senedir kabus olan ralli, bu sefer o kadar da kötü gitmeyecekti.
Algarve Stadı'ndaki seyirci özel etabından itibaren en başta olağan şüpheliler oldu ralli boyunca; Ogier, Loeb, Hirvonen, Latvala. Fabrika ekiplerinin sürücüleri dışında Petter Solberg, yaptığı zamanlarla cumartesi ve pazar günü oldukça dikkat çekti. Ama cuma günü patlattığı 4 lastik, onu çoktan ön gruptan uzaklaştırmıştı. Yine boşa giden bir performans sergilemek durumunda kaldı Norveçli eski şampiyon. Bu sene, bu tip şanssızlıkları fazlasıyla yaşıyor ve aslında rallileri kazananlarla aynı hızda gitse de, yaşadığı şanssızlıklar yüzünden hep geriden gelmek zorunda kalıyor. Kendi ralli takımı ile yarışan ve araç sürmek dışında sponsor ve bütçe gibi çok sıkıntılı işleri de üstlenen Solberg, umuyorum ki yakın zamanda hakettiği sıralarda bulunur.
Cuma günü Ford üstünlüğü ile geçilirken, Citroen'ler, daha iyi pozisyonda çıkış yapmalarına rağmen neyin yanlış gittiğini pek anlayamadılar. Yine de günün sonunda Ogier, ufak farkla liderken frene basarak ikinci güne dördüncü başlamayı seçti. Taktikler, taktikler. Ikinci gün bu seçim, oldukça işine yaradı genç Fransız'ın. Önce Hirvonen'in sorun yaşaması, daha sonra patlayan lastiğini değiştiren Hirvonen'in hemen arkasından gelen Loeb'ü toza boğarak şampiyonu geride tutması, ardından da Latvala'nın yaşadığı driveshaft problemi ile Ogier, muhtemelen savaşarak kazanacağı yarışı, beklediğinden çok daha rahat bir şekilde kazandı. Geçen sene kariyerindeki ilk galibiyeti de burada elde eden Ogier için, Meksika'da liderken yaptığı kazanın ardından önemli bir güven tazelemesi oldu bu. Takım arkadaşı Loeb, ikinci olarak Citroen'e duble getirirken Latvala üçüncü, Hirvonen dördüncü olarak Ford'un hasarını en aza indirmiş oldular.
Loeb, belki de Ogier'in en büyük rakibi olacakken Hirvonen ile yaşadığı yüzünden liderlik mücadelesi veremedi. Aslında olay şu: Hirvonen, patlayan lastiğini durup değiştiriyor ve yola kaldığı yerden devam ediyor. Ama tozlu etaplarda 8 saniye arkasından gelen Loeb var ve Hirvonen'in kaldırdığı toz yüzünden Loeb, önünü göremiyor ve ciddi zaman kaybediyor. Telsizden takıma, Ford'a haber verip Hirvonen'in çekilmesini istiyor ama Ford bunu kabul etmiyor. Etap sonunda finiş noktasına gelince de Loeb, Hirvonen'in Ford'una arkadan kasten çarpıyor sinirini göstermek için. Her ne kadar sinir bozucu olsa da daha sonra ilgili partiler, bunun bir yarış olayı olduğunu anlıyor, kötü niyet aranmıyor ve Loeb, Hirvonen'den özür diliyor. Yine de rallisinin içine ediliyor.
Bu senenin yükselen yıldızı Mads Ostberg, bu sefer pek parlayamayarak puan alamasa da onun yerini bir başkası doldurdu; Armindo Araujo. Production kategorisinde son iki senenin şampiyonu yerel kahraman, ilk defa aksiyon gören MINI ile önemli bir test verdi aslında. Prodrive'ın da gözü bu rallideydi o yüzden. Ilk gün aldığı sonuçlarla yedincilik seviyelerinde gezinirken daha sonra yaşadığı mekanik arızalar yüzünden yarışı bitiremedi ama MINI'nin gerçek debut'sunu yapacağı Italya Rallisi'nde neler yapabileceğini gösterdi. Üstelik Araujo'nun aracı, WRC değil S2000 spesifikasyonundaydı. David Richards ve ekibi, bu haftasonu huzurlu uyumuşlardır eminim.
Bir parantez de Kimi Raikkonen'e açalım. Geçen seneyi 25 puanla tamamlayan ve taklalardan bolca nasibini alan Flying Finn, bu sene iki rallisinden toplamda 10 puan çıkararak olgunlaşma sinyalleri veriyor.
Sürücüler klasmanında Loeb ile Hirvonen'in 58'şer puan ile zirvede bulunurken Latvala 48, Portekiz'in galibi Ogier ise 41 puanda. Bu seneki 3 ralliyi 3 farklı ismin kazandığını da belirtmeden geçmeyelim. Markalarda ise Ford, Citroen'in hala 10 puan önünde. Takvimdeki bir sonraki ralli 14-16 Nisan'daki Ürdün Rallisi ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz belli değil. Komşusu Suriye'deki isyanlar yüzünden onların kaderi de F1 Bahreyn GP'si gibi olabilir. Bu durumda da Mayıs başında Italya Rallisi'ne kadar beklememiz gerekecek. Acaba son dakikada Türkiye takvime eklenir mi? Keşke...
24 Mart 2011
Kazaların Rallisi: Portekiz
Dünya Ralli Şampiyonası, bu haftasonu Beşiktaşlı'ların memleketi Portekiz'de. Takvimin üçüncü ayağına girerken Isveç ve Meksika'ya kısaca bir göz atalım, sonra haftasonu hakkında konuşalım.
Yeni WRC araçlarının ilk rallisi de olan Isveç'te galibiyeti, geçen sene olduğu gibi yine Hirvonen aldı. Ikinci Mads Ostberg, üçüncü de Jari Matti Latvala oldu ve podyumu Ford kapadı. Peki bunun anlamı ne? Hirvonen, geçen sene de Isveç'i kazanmış ama sezonun geri kalanında hiç bir varlık gösterememişti, o yüzden onun hakkında iddialı açıklamalar yapmak için erken. Ford'un, özellikle kar rallilerinde Citroen'e karşı hep avantajı vardı, bunu yeni Fiesta ile DS3'e karşı devam ettirdiklerini gördük. Ama bence altı çizilmesi gereken en önemli nokta, yeni nesil S2000 tarzı WRC'lerle genç pilotların, deneyimli ve şampiyon pilotlarla daha rahat aşık attığını gördük. Mads Ostberg, ralliyi uzun süre önde götürdü ve Hirvonen'in sadece 6.5 saniye arkasında ikinci oldu. Şansa, bir iki etaptaki başarıyla veya öndekilerin kazasıyla gelmemiş bir başarı bu.
Aynısını Meksika'da da gördük. Meksika'nın önemi, yeni araçların ilk toprak rallisi olmalarıydı. Akla kara daha rahat seçilecekti. Nitekim Citroen, bu sefer bir adım öne çıktı, Loeb, Ogier ve Solberg ile rallinin ilk iki gününde bütün etapları kazandı. Solberg her ne kadar sorunlar ve cezalarla Ford pilotlarının gerisinde kalsa da Ogier ile Loeb, rahat bir duble yapmak üzereyken Fransızlar'dan genç olanı kaza yapınca Loeb, podyumda Ford'lar tarafından sarıldı. Hirvonen 2., Latvala 3. olurken Mads Ostberg 5. olarak yine önemli bir başarıya imza atıyordu. Ama Isveç'te Ostberg'in yaptığını bu sefer Rus Novikov yapmak üzereydi. Öndeki gruptan uzun süre kopmayan ve Latvala ile dördüncülük için çekişen Novikov, ikinci gün motorunun hararet yapması üzerine yarıştan çekilmek durumunda kaldı. Ama M-Sport'un iki genci, Ostberg ve Novikov, bu sene sürpriz gençleri yukarıda görmeye alışmamız gerektiği mesajını verdi.
Ve Portekiz... Latvala'nın spektaküler kazaları ile hatırladığımız ralli, daha başlamadan ilk kurbanını Ralli Tanrılarına hediye etti bile. Ken Block, recce'de yaptığı kaza ile hem yürekleri hoplattı hem de WRC'lerin ne kadar sağlam olduğunu hepimize (kendileri başta olmak üzere) hatırlattı. Amerikalı, aracındaki hasarlardan dolayı ralliye başlayamıyor bile. Iki tarafı ağaçlı dar yolların rallisi Portekiz, bakalım bu sefer nasıl rekabetlere ev sahipliği yapacak! Bu haftasonu Formula 1'de sezon açılışının dışında Portekiz'den de haberler geçeceğiz.
Not: Niye bilmiyorum resim koyamadım, ama neyse ki video var.
10 Şubat 2011
Party Like Ken
Sonunda Dünya Ralli Şampiyonası 2011 sezonu bugün Isveç Rallisi ile başlıyor. Ufak notlarla genel bir bakış atmış, beklentilerimizi yazmıştık daha önce. Bu seferki niyet farklı.
Son bir kaç yıldır Loeb dominasyonu ve gittikçe azalan fabrika takımları ile birlikte WRC, Formula 1'in popülaritesinin çok gerisinde kalmıştı. Daha önceki yıllarda görmeye alıştığımız Youtube bazlı, gaz müzikli ralli videolarının sayısında da gittikçe azalma vardı.
Her ne kadar satılan malın kalitesi satışı etkilese de, onu nasıl pazarladığınızın da en azından malın kendisi kadar önemli olduğunu unutmamak lazım. Mesela Ken Block... Amerikalı, yaptığı Gymkhana videoları ile dünya çapında ciddi bir fan kitlesi yarattı kendine. Ama Block'un kariyerini cidden takip eden, şu yarışlara katılıyor şu sonuçları alıyor diyebilen kaç kişi var? Ama adam ünlü, seviliyor. Geçen sene, normal bir kariyer için oldukça geç yaşta ilk defa WRC'de yarışmış olsa da her yarış raporunda onun hakkında bir iki satır olurdu; kendisi kadar az puan alan pilotlar bunun genelde hayalini bile kuramaz. Peki niye? Çünkü adam, kendisini, yarışını bir markaya dönüştürüyor ve bunu pazarlayabiliyor.
2 gün önce inbox'ıma bu video geldi. Kızlar, araba, yeni sezon reklamı... Ken Block sadece bir kaç saniye gözüküyor. Ama başka hangi takım, hangi pilot ve WRC serisinin kendisi böyle bir promosyonel video yapıyor? Yapılsa güzel olmaz mı? MINI'nin de gelişiyle oluşan pozitif hava, daha çok seyirci ve takibe dönüştürülemez mi? Eğer takvimin tamamına bile katılmayan bir adam böyle bir video ile gelebiliyorsa, eminim çok daha büyük bütçeli fabrika takımları çok daha iyileri ile gelebilirler.
Bu arada Ken, söylemeden edemicem. Video güzel, fikir güzel, takdire şayan. Ama senin gibi karizma adam, kız mı bulamıyor? Bu ne abicim, bundan kötüsü Şam'da kayısı. Uf!
21 Kasım 2010
WRC 2010 Geçti Buralardan
F1'deki acayip mücadeleye, sezon bitmiş ve vaktimiz varken, daha rahat rahat giricez. Ama önce WRC. Çok şey vaad eden, biraz hayal kırıklığı biraz sürprizle bezeli, bir dönemin bittiği bir sezon oldu. Mikko Hirvonen, 2009'da Loeb'ün dominasyonunu bitirmeye çok yaklaşmış ama 1 puan kısa kalmıştı. Sezon öncesi taktiği belliydi: "Attack, attack, full attack". Yani artık dikkatli değil, hızlı olucam. Ilk yarış Isveç'i de kazanınca herkes bir "yoksa" dedi açıkçası, Loeb bile. Şu an bakınca Fin pilot için o günler ne kadar uzakta. O galibiyetin ardından bütün sezon bir tek kere daha podyuma çıkabildi, o da Türkiye'de üçüncülükle. Loeb'ün dominasyonunu bırakın kırmayı, sezonu altıncı tamamladı.

Bir de mücadelenin öbür yanı var: Loeb. Japonya'daki 5.liği hariç her yarışı podyumda bitirdi, takvimdeki 13 yarışın 8ini ise kazandı. Yeni puan sisteminin de yardımıyla ikinciye sezon sonunda 100 puandan fazla fark attı. Kısacası baydı. Loeb, ralli parkurlarının gördüğü belki de en yetenekli pilot ama Schumacher ile aynı karşı-argümanlara maruz kalıyor (en azından bence). Aynen Alman pilot gibi, sporunun altın era'larında birinde yarışmadı, çok fazla rakibi olmadı. Petter Solberg ile yarıştı, bir kaybetti bir kazandı, Marcus Gronhölm ile kapıştı, sonra da Hirvonen ile. Ama her zaman sadece bir rakibi oldu. Aynen Schumacher'in rakiplerinin de tek tek geldiği gibi; Hill, Villenueve, Hakkinen, Barrichello (!?), Raikkonen ve Alonso. Onun ardından F1 kendine geldi, son dört sezondaki çekişmelerden bunu anlayabiliyoruz. WRC de yeni kurallar ve yeni takımlarla umarım bu heyecanı yakalayacaktır.
Bu senenin yıldızı hem benim için hem de muhtemelen çoğu insan için Sebastian Ogier oldu. Citroen Junior takımından patlayarak geldi, belki sadece iki yarış kazandı ama çoğu yarışı da tek bir hata yüzünden kaybetti. Loeb ile pist üstünde aşık atabilen bir tek o oldu. Ödülünü de toprak rallilerde fabrika takımına geçerek aldı. Dani Sordo eğer performansını yükseltmezse, ki pek yükseltebilecek gibi durmuyor, Citroen'in bütün yarışlardaki ikinci pilotu da olabilir yakın bir zamanda. O kritik hatalarını biraz daha az yaparsa Loeb'ü şu anda durdurabilecek tek pilot o olabilir. Ve bu hataları yapmamayı öğrenmek de o kadar zor değil...

... Sadece Latvala'ya bakın. WRC tarihinin en spektaküler kazalarını yapmaya and içmiş bir adamdı genç Fin. Yarışın son özel seyirci etabında kaza yapar ikinciliği verir, 20+ taklalar atar araba yokederdi. Ama öğrendi. Öğrendi ve seneyi ikinci kapadı. Hirvonen'in bu kadar rezalet geçirdiği yılda Ford'un sorumluluğunu üstüne aldı ve gerçekten çok iyi sürüşlerle iki yarış da kazandı. Ki bunlardan biri Hirvonen'in liderlikten kaza yaparak yarışdışı kaldığı, ev sahibi olduğu Finlandiya Rallisi'ydi (Hadi, tekrar Bingöller Rallisi diyelim buna). Son yarış Ingiltere Rallisi'nde de (hala RAC diyesim geliyor bu yarışa da) klasman ikinciliği için Ogier ve Solberg ile girdiği mücadeleden galip çıktı. Seneye şampiyonluğa oynayıp oynayamayacağı kendisinden çok Ford Fiesta'ya bağlı ama ondaki gelişimi görmemek ve takdir etmemek ayıp olur.

Ve sezonun Don Kişot'u... Rakipleri pist üstünde yarışıp virajlara konsantre olurken, yarışmayı sadece sponsor toplantıları arasında yapabilen, hatta sponsor eksikliği yüzünden son iki rallisini kendi finanse eden Petter Solberg. Kendi takımıyla bu sezon yarış kazanamadı belki ama aldığı 5 ikincilik, onun, altında doğru arabayla, eski günlerine dönebileceğinin en güzel işareti. Yaşadığı bütün zorluklara, altında olduğu bütün dertlere rağmen o efsane gülüşünü de hiç kaybetmedi. Bunların üstüne kariyeri boyunca beraber yarıştığı, kendisi kadar sempatik co-pilotu Phil Mills ile yollarını ayırmasını da eklemeyi unutmayalım. Seneye kendi takımıyla yarışmak istemediğini, başka bir takıma geçip yarışlara konsantre olmayı düşündüğünü açıkladı. Bu, hem kendisi için mantıklı, hem de Ford'un yapması gereken bir hamle bence. Hirvonen, aynen Massa gibi hızlı ama istikrarsız olduğunu, şampiyonluk için gereken o son adımı atamayacağını gösterdi. Latvala ise fazla genç, öğrenecek çok şeyi var. Solberg gibi tecrübeli bir pilot hem Fiesta'nın gelişiminde yardımcı olabilir, hem de Ford'un elinde hazır bir şampiyonluk adayı olur. Neden olmasın?

Iki pilot daha çokça dikkat çekti WRC sahnesinde: Ken Block ve Kimi Raikkonen. Amerikalı, gymkhana'daki başarısını etaplara taşıyamadı genel olarak, puan almak için son sıraları kovaladı. Bir çok pilottan daha yaşlı WRC sahnesine atılması ve her yarışa katılmaması da dezavantajlarıydı. Ama bu seride gittikçe düşen ilgiyi yükselttiği kesin. Her ne kadar sezonu iki puan ile kapamış olsa da spektaküler hareketleri ile ralliseverleri mutlu etmeyi başardı. Ayrıca hiç bir takım veya pilot onun kadar iyi PR yapamadı. Seneye umarım devam eder, ne de olsa bildiği ve sevdiği Fiesta'ya geçiliyor artık.
Raikkonen ise hızı ile şaşırttı aslında. Bambaşka bir disiplinden gelerek ve öğrenme senesinde güzel sonuçlar alarak 25 puan topladı. Tamam çok değil, ama az da değil. Eğer seneye WRC'de kalırsa (kalacak gibi duruyor ama henüz karar vermiş değil, bence sezon başlamadan önce de veremeyecek bu kararı, Guns'n'Roses'ın Chinese Democracy albümüne döndü) bu sene yaptığı yanlışların çoğunu yapmaz. Burada Kaj Lindström çok tecrübeli bir copilotun da etkisini de unutmamak lazım. Böylece de hangi takımla yarışırsa yarışsın, markalar şampiyonasında o takıma yardımcı olur. Kendi şampiyonluğu içinse daha var açıkçası. Ama söylemeden edemicem, ona, Ispanya'da daha yarış başlamadan yarışdışı kaldığı için kızgınım. Tam kendisine uygun yollarda koşulacak yarışta nasıl yapacağını çok merak ediyordum. Bir sene daha beklicez şimdi.
C4 ve Focus ise emekli oluyor artık, yerlerini küçük kardeşleri DS3 ve Fiesta'ya bırakıyorlar. Yepyeni bir era, herşey sil baştan. Bakalım bu değişimden kim avantajlı çıkacak. Citroen, senelerdir süren dominasyonunu devam ettirebilecek mi, yoksa Ford, son senelerde düşen performansını Fiesta ile yükseltebilecek mi? Peki MINI? 2011'nin bu seneden daha iyi olacağı şimdiden belli.
Not: Türkiye Rallisi'nden çektiğim çok özel fotoğraflar için sayfanın sağ tarafındaki galeriye tıklamanız, WRC eşrafı ile yaptığım exclusive röportajlar için de arşivden nisan kısmına gitmeniz gerekir, hatırlatayım.
23 Ağustos 2010
The Asphalt Kings
Haftasonu, WRC takviminin en dişli asfalt rallilerinden Almanya koşuldu ve sonuçlar, hiç şaşırtıcı değil. Loeb, yine bu yarışı kazandı ve aynı ralliyi 8 defa kazanan ilk pilot olma rekorunu kırdı. Daha önce bu rekor Finlandiya Rallisi'ni 7 kez kazanan Marcus Gronhölm'e aitti. Iki notu da ekleyelim: 1- Loeb, kariyerinde katıldığı bütün Almanya Rallilerini kazandı, 2- 2004 Ispanya Rallisi'nden beri hiç bir asfalt rallisini kaybetmedi Fransız. Twitter tabiriyle #bokuçıktı!Peki geri kalanlar ne yaptı? Aslında haftasonu boyunca ilgi çekici sürüşler de oldu. Bunların başında Dani Sordo geliyor. Bu sene formunun dibinde olan, fabrika takımındaki yerini toprak rallilerde Sebastian Ogier'e kaptıran ve bu yarış öncesi co-pilot değiştiren Sordo, asfalttaki başarısını ikinci olarak gösterdi. Her ne kadar Loeb'ün 50 saniye gerisinde kalsa da, Loeb insan olmadığı için sorun yok. Eminim, bu sene baya azalan özgüvenini yerine getirmiştir bu ikincilik.
Sordo, ikinciliği biraz da Petter Solberg'e borçlu. Kendisinden bütün haftasonu daha hızlı olan Solberg, cuma günü lastik problemlerinden 4 dakika kaybedince zaten baya geri kalmış oluyordu. Ama Norveçli, Loeb'den sonra en hızlı pilot oldu haftasonunun geri kalanında. Hatta kendisi de Phil Mills'den sonra yeni copilotuyla yarışırken Panzerplatte etabını kazanarak, ciddi bir başarı da elde etmiş oldu. Hatırlayacaksınız, 2004 Almanya Rallisinde, gözgözü görmeyen yağmur altında çok ciddi bir kaza yapmıştı Solberg bu etapta. Bir şekilde rövanşı da almış oldu. Ilk gün kaybettiği o kadar zamandan sonra 5.liğe yükselmesi, Solberg'in bu sene ne kadar kendine geldiğinin kanıtı adeta.

Ogier ise rallinin sessiz galiplerinden sayılır. Podyumun son basamağına çıkarken hiç bir etap kazanmadan, öndeki ikilinin 80 saniye gerisinde, arkadaki Latvala'nın 20 saniye önünde temiz bir iş çıkarıp asfalt tecrübesine yenilerini ekledi. Her ne kadar genç de desek, asfalt rallilere yeni alışıyor da desek Ogier, pilotlar şampiyonasında ikinci ve yerini korumak için elinden geleni yapacaktır.
Bir de yarışan diğer fabrika takımı var. Ford, gerçekten kabus gibi bir haftasonu geçirdi. Yine! Latvala, 4. olarak takıma puanlar getirirken Hirvonen cumartesi günü transmisyon problemi yaşarken pazar sabahı da vites kutusuna çarpıldı ve yarıştan çekildi. Favorisi olduğu bir önceki yarış Finlandiya'dan da yaşadığı kaza yüzünden DNF çeken Finli, pilotlar şampiyonasının 5.liği için Dani Sordo ile çekişiyor şu an. Tam bir utanç! Ford'ün spektaküler adamı Ken Block da aynı şekilde şanssızlıklarla yarışı bitiremedi. Aslında temkinli yaklaşımı ile amacı olan yarışı bitirmeye çok yaklaşan Amerikalı, son güne daha başlamadan servise dönmek zorunda kaldı. Reaksiyonu: It sucks!

Haftaiçi Formula 1'in dışında da hayat var deyip geri dönmeyeceğinin sinyallerini veren Raikkonen, kendisine daha tanıdık gelen asfalt etaplarda 7. olarak hızını yine ortaya koydu. 2011 değil ama 2012 için tehlike olabileceğini de herkese gösterdi. Bu arada rallinin son etabı olan seyirci özel etabını da kazandı. Finli, aldığı 6 puanla toplamını 21'e çıkarmış oldu böylece, önündeki hedefler 25 puanla Henning Solberg ve 26 puanla Villagra.
Citroen, Loeb'ün de desteği ile tam bir asfalt canavarı oldu zaten. Hızı, sürüş rahatlığı (pilotlarının yalancısıyım) ve dayanıklılığı ile Loeb olmasa bile muhtemelen asfalt rallileri kendi sürücülerine kazandıracak bir araç C4. 2010 Almanya Rallisinde 4 farklı Citroen pilotunun bütün etapları kazandığını, ilk yediye 5 araçla girdiklerini de not düşelim. Bundan sonra WRC, 10-12 Eylül arası Japonya semalarına gidiyor. Bu sene de şampiyonun kim olacağı belli oldu diyebiliriz, bakalım best of the rest kim olacak?
19 Nisan 2010
Pit Girişi Özel: Ken Block Röportajı
Hem sizden gelen hem de kendi merak ettiğimiz soruları, WRC camiasına yönelttik.
Pit Girişi: Istanbul trafiğini gördün mü? Gymkhana burada yapılır mı, yoksa seni bile zorlar mı?
Ken Block: Evet, gördüm tabi ki. Yapılabilecek çok şey var, eğlenceli olabilir. Yapılmaz değil kesinlikle.
PG: Amerika serilerinden uluslararası arenaya geçişin nasıl gidiyor?
KB: Çok kolay sayılmaz. Dünyanın en iyilerine karşısınız ve başlar başlamaz bir şeyler yapabileceğimi ummuyordum açıkçası. Yine de hızlı başladık Meksika'da.
PG: Istanbul'a ilk gelişin mi? Nasıl buldun?
KB: Ilk gelişim ve inanılmaz sıcak, keyifli buldum. Erken gelip şehri gezdik, Sultanahmet ve diğer yerlere gittik, kesinlikle çok sevdim.
PG: Chris Atkinson seneye Monster World Rally Team'de senin takım arkadaşın olabilecek mi?
KB: Çok isterim, bu sene olmadı maalesef ama seneye inşallah olur.
PG: Subaru'nun WRC'den çekilmesi, seriye girerken nasıl etkiledi seni?
KB: WRC'ye geçişi düşünürken Subaru bir opsiyon değildi. Onların gitmesine tabi ki çok üzüldük ama yine de iyi bir takımımız ve anlaşmamız var. O yüzden sorun yok diyebiliriz. Elimden geleni yapıyorum, takım olarak çok iyi çalışıyoruz. Umarım en üst seviyelere gelebiliriz, bir yandan da işin eğlenceli tarafını bırakmamak lazım.
PG: Kendini ileride WRC şampiyonu olarak görebiliyor musun?
KB: Çok isterim tabi ki, ama pek kolay olmadığı belli. Loeb, Hirvonen gibi inanılmaz hızlı ve yetenekli pilotlar var mesela. Elimden geleni yapıyorum, şampiyon olursam da çok güzel olur.
09 Şubat 2010
WRC 2010 Sezonu Başlıyor!

Formula 1 testleri ve araç tanıtımları, haberlerde daha çok yer alsa da bu haftasonu WRC sezonu başlıyor asıl. Son yıllarda kalitesinde düşüş yaşansa da, Jean Todt'un da yardımıyla, hakkettiği yere geleceğine inandığım bu mükemmel spor olayı, 2010 başlangıcını Isveç'te yapacak. Karlstad'ın kuzeyindeki parkurlar şimdiden karlarla dolu. Yarışacak isimler ise son derece heyecan verici.

En başta son yılların ezeli rakipleri Loeb ve Hirvonen var. Ford pilotu Hirvonen, bu sene temkinli ve garantici yarışmayı bırakıp daha atak olmak istediğini her yerde belirtiyor. Hırs yapması tabi ki sevindirici, çünkü Loeb, her ne kadar geçen sene 1 puan ile şampiyon olsa da, aslında potansiyelini tam anlamıyla kullanmamıştı. Kimse onu sonuna kadar zorlayamıyor maalesef, buna Hirvonen ve Citroen'den takım arkadaşı Sordo da dahil. Yalnız Hirvonen, gereken o ekstra hıza ulaşmaya çalışırken yolda kalmaya da dikkat etmeli. Motorsporları tarihi, birincilikler kazanıp şampiyon olamamış bir çok pilot ile dolu.
Bir yandan da Jari Matti-Latvala ile Dani Sordo rekabeti var. Ford ve Citroen'in ikinci pilotları, genelde birbirini yakın takip eden takım liderlerinin şampiyon olmasında her zaman çok önemli rol oynadı. Iki takımdan birinin yapacağı bir duble, diğer takımın şampiyon adayı pilot için önemli bir sıkıntı oldu. Geçen sene JML, son derece basit hatalar yapmış, hem Hirvonen'in şampiyonluk şansını azaltmış hem de Ford'a Markalar Şampiyonası'nda çok önemli puanlar kaybettirmişti. Hele de Polonya'da son özel seyirci etabında kaza yapıp ikinciliği kaybetmesi ve Portekiz'de attığı 17 takla hala akıllarda ilk günkü kadar taze.

Bir yandan da F1'den bu sene WRC'ye geçiş yapan Kimi Raikkonen var. Çok ciddi bir medya çekimi yaratıyor, uzun süredir WRC bu tip şeylere hasret kalmıştı açıkçası. Şampiyonluk beklenmiyor bu sene ama eğer F1'e dönmeyip parkurlarda devam ederse ileride ciddi başarılar yakalayabilir. Yanında da yılların eskitemediği, Makkinen'in co-pilotu Kaj Lindström var, daha önce katıldığı yarışlardaki gibi. Ayrıca Grönholm de Isveç Rallisi'ne katılmaya karar verdi ve bizleri sevindirdi. Amerikalı Ken Block, kendi Monster Rallye Takımı ile internetteki videolarda gösterdiği kabiliyetleri parkurlara taşımaya çalışacak (Isveç'te yok ama kendisi, ufak bir not olarak). Ayrıca bir güzel gelişme de Petter Solberg'in yıllar sonra ilk defa doğru düzgün bir araç ile (Citroen C4) yarışacağı. Güleryüzlü Norveçli'nin tekrardan yüzünün gülmesini isterim açıkçası.
Bir yandan da kural değişiklikleri var tabi ki. Kafaları karıştıran Superally sistemi gitti, onun yerine günün tamamını bitirenlere ekstra puan veriliyor. Bütün günü kapsamadığı sürece gece etaplarına izin çıktı. Eskisi gibi her ralli 3 gün sürmek zorunda değil, 2 veya 4 gün de sürebilir. Ama tabi ki seneye başlayacak S2000 kurallarının yanında bunlar son derece sıradan (S2000 değişimine daha sonra değiniriz).
Şimdiden Isveç Rallisi'nn heyecanı bünyeyi sardı, haftasonu olan biteni, görsel materyalleri yine sofraya sunar, üstünde konuşur, sevinir üzülürüz hep beraber. Viva la 2010!

Labels:
Citroen,
Ford,
Ken Block,
Kimi Raikkonen,
Marcus Grönholm,
Mikko Hirvonen,
Petter Solberg,
Sebastian Loeb,
WRC
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


