Heikki Kovalainen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Heikki Kovalainen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Aralık 2010

2010 Ödül Töreni

F1 sezonu bitmiş ve sezon sonu testlerinden sonra herkes biraz soluklanıyorken, sene sonu ödüllerini dağıtmanın zamanı geldi sanki. Bu kategorileri de, adayları da, kazananları da kafamdan attım; yani sizin de ekleme ve yorum yapma serbestiniz mevcut. Okuyun, sonra da kendi düşüncelerinizi yazın.

Yılın Pilotları: Kubica, Vettel, Webber, Alonso, Rosberg ve Kovalainen
Yılın Takımları: Red Bull, Lotus, Renault (üçünün de seneye Renault motoru kullanacak olması enteresan)
Yılın Yarışları: Istanbul, Melbourne, Kore, Montreal, Malezya, Spa
Seneye Izlenecekler: Kobayashi, Alguersuari, Lotus, Schumacher
Yılın Çaylağı: Hulkenberg
Yılın Çatlağı: Kobayashi
Yılın Kamikazesi: Petrov
En Iyi Sıralama Turu Performansı: Hulkenberg (BRE), Hamilton (CAN)
En Iyi Yarış Performansı: Webber (MON ve ISP)


Yılın Pilotları:
-Kişisel olarak Kubica'nın, Renault aracıyla çıkardığı performansı, neredeyse BMW yıllarında gösterdiği performanstan daha iyi buldum. Zaten sene sonu listelerinde de ona hep yer verilmiş durumda ve bu şans değil. Kesinlikle daha iyi bir aracı ve bir sürü şampiyonluğu hakkediyor. Italyan sempatisi ve Italyan'ların ona olan sempatisinden dolayı Massa'yı baskı altına aldığı konuşuluyor.
-Vettel, şampiyon olarak aslında tabi ki bu listenin başında olması gerekiyordu ama sonuçta elinin altında bir Red Bull vardı. Ortaya koyduğu inanılmaz sürüşler ve felaket hatalarla hiç bir zaman ortalama bir performans sergilemedi. Ama ileride altın bir çağ olarak anılacak bu yılların en önemli aktörlerinden olduğunu gösterdi.
-Eğer Webber de Vettel kadar genç olsaydı, sadece Istanbul'da değil, heralde her yarışta çarpışabilirlerdi. Avustralyalı'nın, bu kadar iyi bir araca bu kadar geç ulaşması üzücü ama onun kadar inatçı ve profesyonel bir karakterin, seneye de aynı azim ile geri döneceğini düşünüyorum.
-Bu seneye kadar Alonso'ya bir antipati beslediğimi gizleyemem ama bu sene, işler kötü giderken ipleri eline alışı ve geriye düştüğü zaman bile vazgeçmemesi inanılmazdı. Ilk önce takımda kimin patron olduğunu Massa'ya gösterdi, sonra da takımını, azmiyle ileri taşıdı. Çok bariz bir pit hatasıyla şampiyonluğu kaybederken bile takımı suçlamaması ve optimizmi de alkışa değer.
-Geçen sene bu zamanlar herkes Schumacher'i konuşurken, şu an Mercedes denince akla sarı kaskıyla Rosberg geliyor. Aldığı podyumlar, bütün takım nerede yanlış yaptık diye düşünürken onun pist üstündeki savaşı, sessiz sedasız işini yapması, yakışıklığını bile gölgede bıraktı.
-Ve Kovalainen... Mclaren'den Lotus'a. Bir uçtan öbür uca... Böyle bir ortam değişikliğini çok olgun karşıladı ve hem diğer yeni takımların pilotlarını hem de kendi takım arkadaşını net bir şekilde geçti. Moralini bozmadan böyle bir performans çıkarmak kendisinin mental olarak ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Umarım RoC kazasını kolay atlatır.

Yılın Takımları:
- Klasik bir Adrian Newey; hızlı ama kırılgan. Araç olarak bütün sene, belki Monza ve Montreal dışında, en iyilerdi. Tartışmasız. Ama takım içi yönetim olarak aynısını söyleyemeyeceğim. Vettel'i, Webber'den üstün tutmak için çok sayıda ve çok mantıklı sebepleri var ama bunu yapmak vardır, bunu yapmak vardır. Ve Horner'ın, bunu yeteri kadar iyi yönetemediğini düşünüyorum, sonunda destekledikleri pilot şampiyon olsa bile. Ama araç olarak bir efsane ile karşı karşıyaydık, o ayrı.
- Renault, kendilerinden beklenmeyecek bir azim ile her yarışa yenilemelerle geldiler. Bu takımın geçen sene crashgate skandalı ile çalkalandığını düşündükçe o günler ne kadar uzak geliyor. Eric Boullier gibi sessizce işini yapan ve başarılı olan insanları da seviyorum. Ayrıca ellerinde Kubica gibi bir yeteneğin dışında önemli bir altyapı pilot kaynağı var. Buranın geleceği parlak bence.
- Lotus, bu senesini film projesi olarak Hollywood'a satabilir bence. Son anda gride gelip yarış bitirerek, yıl sonunda 10. olarak, Lotus Group ile verdiği savaştan ve her yerden bulduğu destekten, gerçekten rüya gibi bir sezon geçirdi Tony Fernandes ve Gascoyne. Seneye Red Bull ve Renault desteği ile orta sıraları da sallayacaklarına eminim.

Yılın Yarışları:
- Tabi ki şehrimin yarışını, yerinde izlediğim yarışı en başa koyucam. Ama o da öyle bir yarış oldu ki bütün sezonu kökten salladı. Webber-Vettel çarpışması hala konuşuluyor ve konuşulacak da. Mclaren'lerin düellosunu pist üstünde bitirmeleri ise sezon boyu burada suların durgun olmasını sağladı. Ferrari içinse dip oldu Istanbul, bir tokat.
- Lewis Hamilton'ın iterek bitirdiği sıralama turlarından Schumacher'in sert hamlelerine, Alonso'nun Mclaren'e geçilmesine çok güzel bir yarış oldu hakkaten. Lastik performanslarının çok belirleyici olduğu yarış da Pirelli'ye bir çok fikir vermişe benziyor.
- Olacak mı olmayacak mı derken Kore, yağmuruyla beraber o kadar kritik bir yarış oldu ki bir tur yerimizde oturamadık. Webber'in kazası, Vettel'in motoru, Schumacher'in kendine gelişi, Alonso'nun liderliğe oturuşu ve aslında fena da olmayan pist. Seneye görüşürüz Yeongam.
- Gönüllerin sezon başlangıcı Melbourne, bu sene bize, Bahreyn'de unuttuğumuz herşeyi hatırlattı. Burada Jenson Button'a da teşekkür etmeliyiz tabi bir yandan. Heyecansız tur geçtiğini hatırlamıyorum, en son koltukta zıplıyordum.
- Malezya'nın sıralama turları yarışından daha eğlenceliydi, doğruya doğru. Ferrari ve Mclaren'lerin, yeni takımlara bile geçilmesi, hele de sezonun bu kadar başında, lezizdi. David ve Goliath hikayesinin 2010 versiyonuydu.
- Spa her zaman güzel yarışlara ev sahipliği yapar zaten, şaşırtmaz. Ama bu sene Hamilton'ın mükemmel pilotajı ve klasikleşmiş yağmur sürpriziyle bizleri yine mest etti.

Seneye Izlenecekler:
- Kobayashi... Daha söze gerek var mı? Daha fazla özgüven, seneye daha iyi gireceğini düşündüğüm bir Sauber ve küçük gözler...
- Alguersuari'nin bu seneki gelişimi çoğu gözden kaçmış olabilir ama Franz Tost, ona ne kadar güvendiğini bu hafta açıkladı. Gerçekten de bazen mavi gözlü DJ Ispanyol'un ne kadar genç olduğunu unutabiliyoruz. 2. ful senesinde eminim çok daha iyi işlere imza atacaktır.
- Yukarıda da değindik Lotus'a. Çok kısa bir zamanda çok iyi bir iş çıkarmışlardı 2010'un başında. Seneye Red Bull ve Renault desteği ile teknik olarak en sıkıntı çektikleri alanları kuvvetlendirdiler. Ayrıca 2011'de siyah-altın renklerinde olacaklar. Daha ne olsun...
- Herkes bu sene sonunda bırakması gerektiğini söylese de bence sene içinde ne iyi ne kötü bir iş çıkardı Schumacher. Hatta sene sonunda kendine geldiği ve iyi yarışlar çıkardığını bile söyleyebiliriz. Kendi geliştirdiği bir Mercedes'te 2011'e beklenmedik bir damga vurabilir bence.

Yılın Çaylağı:
- Belki Petrov ondan daha fazla puan almış olabilir ama Hulkenberg'in altında, sene boyunca genel olarak, daha az rekabetçi bir araç vardı. Buna rağmen efsanevi bir pol pozisyonu almayı bildi. Petrov ise genelde kazaları ile akılda kaldı. O da fena performans sergilemedi ama bu bir "Hulkenberg gitmesin" çağrısı aynı zamanda!

Yılın Çatlağı:
- Suzuka'yı izlemek bile tek başına yeter ama Kobayashi'nin istikrarlı sürüşünün buna o geçiş hamlelerini sağladığını unutmamak lazım. Ayrıca gözlerinin küçüklüğünden dolayı daha rahat geçiş yaptığına dair demeci de F1'de artık pek görmediğimiz türden samimi. Seviyoruz bu genci, Erbatur kadar olamasa bile...

Yılın Kamikazesi:
- Her ne kadar Sutil, Kore'de önüne gelen her araca vurmaya çalışsa da bütün sezon boyunca daha istikrarlı bir şekilde araç parçalayan Petrov, bu kategorinin en başarılı ismi oldu. Genelde Japon pilotlara ait olan kamikaze kültürünü devam ettirdiği için kendisine Kamikaziov adını da layık görüyorum. Kutlarız kendisini, daha nice şasilere...

En Iyi Sıralama Turu Performansları:
- Herkesin şampiyonluk mücadelesine konsantre olduğu Brezilya'da bir anda ortaya çıkıp ikinci Vettel'e bir saniyede fazla fark atarak herkese küçük dilini yutturdu genç Alman. Bazıları abartıp Senna'nın 1988 Monaco sıralama turu ile karşılaştırsa da yine de tarihteki yerini aldı Hulkenberg.
- Red Bull'ların pol pozisyonlarda tulum çıkaracağı inancının virüs gibi yayıldığı günlerde Lewis Hamilton'ın, benzinsiz kalma pahasına attığı tur, onun ne kadar mükemmel bir pilot olduğunun kanıtı sanki. Sonrasında aracını itmekten de geri kalmadı tabi.

En Iyi Yarış Performansları:
Uzun zamandır bu kadar beklenmedik bir pilot, bu kadar dominant bir çift galibiyet almamıştı galiba. 2009 herkese Button gerçeğini gösterdiyse, 2010 Monaco ve Barcelona da bütün dünyaya Webber'i sundu: Gözlerinizin önünde bir şampiyonluk adayı var, artık onu da hesaba katın.

18 Ağustos 2010

Sezonun Ilk Yarısı - Başarılılar

2010 sezonunun orta noktasını geçmiş ve pratikte ikinci yarısına girmiş olsak da yaz tatili arası, geri dönüp sezonu değerlendirmek açısından güzel bir zaman. Sezonun ikinci yarısında veya ileri ki sezonlarda dönüp bakar, unuttuklarımızı hatırlarız. Bugün başarılılar var, bundan sonra da başarısızlar. Bu arada hemen belirteyim, tabi ki bunlar kişisel düşüncelerim, kimseyi bağlamaz. Yorumlar kısmı açık, amaç da o zaten.

En başarılı takımlar:

3- Renault: Bir takım, elindeki potansiyelden yararlanabildiği ölçüde iyi bir takım olabilir. Ve Reanult, potansiyelinin üstünde bir performansı sürdürülebilir şekilde veriyor bu sezon. Fransızlar, geçen sene uzun süre gündemi meşgul eden Briatore-Piquet Jr-Symonds şeytan üçgeninden sonra yepyeni bir yapılanmanın içindeler bu sene. Ellerinde de Kubica gibi muhteşem bir pilot var. Yine de bunlar sizleri yanıltmasın, 4 Büyükler ile aşık atmalarını kimse beklemiyor(du sezon öncesinde). Ama Eric Boullier liderliğindeki genç ekip, her yarışa yeni parçalarla geldi, başka takımların geliştirdiği parçaları (F-Duct, blown diffuser gibi) hızlı adapte edebildi ve sonuç olarak şu anda Mercedes GP'den sadece 26 puan arkadalar. Yani bir yarış galibiyeti sınırındalar neredeyse. Ve yeni puan sisteminde bu arayı kapatmak çok da zor olmayacaktır. Eğer Petrov, Kubica'nın puanlarına eklemeler yapmaya başlarsa, bir daha ki sene için TV gelirleri beklemedikleri şekilde artabilir Renault'nun. Bir alkışı da sarı-siyah orjinal renklerine döndükleri için verelim.

2- Mclaren: 2009'a kabus gibi girmişti takım. Araç, testlerde 3-4 saniye geriden geliyordu, yeni kurallara adapte olamamışlardı ve bir de Avustralya'da yalan skandalı ile uğraşmak zorunda kalmışlardı. 2010 kışında da istedikleri pozisyonda değillerdi Ingilizler. Bahreyn'de Ferrari'nin 1, Red Bull'un 1.5-2 saniye gerisinden başlıyorlardı tur zamanı bakımından. Sonrasında ise, 2009 aracını felaketten yarış kazanan hale getiren Mclaren mühendisleri, 2010 aracıyla ilk önce Ferrari'yi geçtiler, şimdi de Red Bull'u zorluyorlar. Bu seneki geliştirme yarışının açık galipleri onlar. Bir başka artıları da iki pilotlarını doğru düzgün yönetebilmeleri. Biliyorsunuz her takım bunu beceremiyor. Red Bull'un sıkıntılarından fazlasıyla yararlandılar ve her ne kadar araçları bir adım yavaş olsa da hala, iki şampiyonayı da son dakikaya kadar kovalayacakları belli.

1- Lotus: 0 (yazıyla sıfır) puan almış bir takım, nasıl ilk yarının en başarılı takımı olabilir ki demeyin. Tony Fernandes, bu işe soyunduğunda önünde aşması gereken birden fazla dağ vardı. Yeni takımların gridde olması bile bir mucizeyken (hatta bir tanesi bunu becerememişken) onların ilk yarıştan yarış bitirmeleri, bazı şeylerin doğru gittiğinin göstergesi adeta. O zamandan beri takım belki henüz puan alamadı ama yeni takımların en hızlısı ve dayanıklısı oldular, bir yandan da eski takımlarla arayı gittikçe kapıyorlar. Kısacası Mike Gascoiyne'un ekibi, aşılması gereken teknik dağları, alabilecek en az yaralarla aşıyorlar. Bir yandan da tarihi yeşil-sarı renkleri taşımanın manevi ağırlığı var tabi ki. Bunu da başarıyla taşıdıklarını Chapman ailesinin onları artık vaftiz etmesiyle görüyoruz. Eğer potansiyelini kat be kat geçen bir takım varsa, bu Lotus'tur. %107 kuralı işlemeye başladıktan sonra, daha açık bir şekilde bunun görüleceğine de inanıyorum.


En başarılı pilotlar:

3- Kovalainen: Mclaren'den Lotus'a gitmek, hem moral bozucu, hem demotive edici hem de cesaret gerektiren bir iş aynı zamanda. Herşeyin tıkır tıkır işlediği, yarışların kazanıldığı, şampiyonlukların peşinde koşulduğu bir takımdan, yeni ortaya çıkmış, puan almayı orta vadeli hedef yapmış, yarış sonunu getirmeyi uman bir takıma. Yine de Kovalainen'in iyi bir iş çıkardığı kesin. Takım arkadaşı Trulli'yi çoğu zaman geçen, daha fazla yarış bitiren ve ender de olsa eski takımların pilotlarını geçmeyi başarmış (Petrov, Kanada) olmak Mclaren'de yaptığı işten daha iyi bir iş çıkardığını söylüyor bana. Ayrıca elindeki zor göreve de iyi motive olduğunu.

2- Kubica: Takım arkadaşı ile en büyük puan farkını açan pilot olmak kimseye madalya kazandırmasa da önemli bir gösterge olabiliyor bazen. Kubica'nın topladığı 89 puan, Petrov'un topladıklarından 72 fazla. Yani neredeyse Renault=Kubica. Şaşılmayacak şekilde de kontratını uzatmak için elinden geleni yaptı Fransızlar. Doğru, Renault, hız olarak bir adım geriden geliyor belki ama pilot özelliklerinin fark yaratacağı pistlerde Kubica hep tepelerde (bknz Avustralya'da 2.lik, Monaco'da 3.lük). Zaten yıllar yılı Alonso için atılan Ferrari başlıkları, artık onun için atılıyor. Ve kariyerine Italya'da başlayan biri için bundan büyük bir mutluluk olamaz heralde.

1- Webber: Eğer bir küçük Emrah hikayesi varsa Formula 1'de, o da muhtemelen Mark Webber'inkidir. Tamam kimse annesine sulanmadı Emrah gibi ama takım içinde çok sevilmeyen, hatta en büyük kösteği takımı ve takım arkadaşı olan, yine de 4 yarış kazanan ve pilotlar şampiyonasında lider olan birini kalkıp ayakta alkışlamak lazım. Hele de sezon başında 2. pilot olması beklenen biriyse bu. Yıldız tozundan yapılmış Vettel'in, ardı ardına hatalar yaptığı (güvenlik aracı arkasında uyumayı kim açıklayabilir), hatta bazen kendisine direkt daldığı (Türkiye GP'sini hepimiz hatırlıyoruz) 2010 sezonu için, Webber'in şampiyon olmasını canı gönülden diliyorum. Minardi okulundan yetişmiş bir şampiyon daha!
Related Posts with Thumbnails