jenson button etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jenson button etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2010

Çinçin: Button Iyiymiş!

Eski Tuttifrutti günlerinde çinçin yapılır, o zamanki yaşımızda pek bilmediğimiz ama öğrendiğimiz şeyler ortaya çıkardı. Yani biliyorduk onların orada olduğunu ama üstünde pek konuşulmazdı.

Button da biraz çinçin oldu aslında. Geçen senenin dünya şampiyonu adamına, kimse "bu da iyi pilot aslında" diyemiyordu. Dedirtmiyordu o da. Hamilton'a bakıyorsun, onu geçiyor, bunu ters tarafa yatırıyor, hırslı. Ama Button çift katmanlı difüzörün gölgesinde şampiyon oluyor, araba kötü olduğunda ortada yok falan filan.

O yüzden bugün onun için de bir eşikti sanki, onu eleştirenler için de. 5. başladığı yarışta kaosu yönetti, sonlardaki ufak hatası hariç yanlış bir adım atmadı ve sonuna kadar hakkederek Çin GP'sini kazandı. Arkasındakilere bakıyorsun: Hamilton 4 kere pit stop yapıyor, 2. bitirmesi tamamen güvenlik aracı sayesinde. Alonso 5 stop, biri ceza. Çoğu pilot bir yağmur lastiğine kaymış, 3 tur sonra geri dönmüş slickler için. Herkes kaostan, kakafoniden boğulmuş.

Button ise sessizce, işini yaparak, Rosberg'i avlayarak yarışını kazanıyor. Düşününce, Button'ın suçu bunu spektaküler şekilde yapmaması. Hep sakin, olaysız, kendi halinde yarışıp kazanıyor. Kendini paralıyor gibi gözükmüyor. Kimseye inanılmaz geçiş hamleleri yapmıyor. Bu yüzden de iyi pilotmuş gibi anılmıyor.

Burada Button ile Hamilton'ın Mclaren savaşına da değinmek lazım. Button'ın çok iyi yaptığı kaos kontrol, sinir kontrol, dil kontrol konularında Hamilton aynı şekilde kötü. Pist üzerinde kimseyi geçmekte zorlanmasa da lastiklerini parçalıyor, lastik seçimi yüzünden takımıyla kapışıyor ve onları medya/kamuoyunun önüne atıyor, üstüne üstlük artık sonuçları da getiremiyor. Button'ın, Hamilton'ın ini diyebileceğimiz Mclaren'de işinin zor olduğunu söylemiştim ama şu anki görünüşte 2009 şampiyonunun sakinliği, 2008 şampiyonunu gittikçe geriyor. Bu Lewis'in Mclaren kariyerini bitirebilir mi? Aklıma gelmiyor değil.

Ben de Button'ı çok yükseklerde tutmuyordum açıkçası ama bugünden itibaren görüşlerimi değiştirebileceğimi gördüm kendi adıma. Şampiyon olur mu? Bence zor, ama sezon sonunda yukarılarda bayrağı taşıyacağını düşünüyorum.

29 Mart 2010

Mclaren'de Oyun Değişiyor

Kış sezonunda Jenson Button, Brawn'ı bırakıp Mclaren'e geçince, ben de dahil bir sürü insan, "Hamilton'ın inine girdi, işi zor" diyordu. Bugünkü yarış galibiyetinden sonra bu sesleri biraz olsun susturmuş olacaktır. Ama benim değinmek istediğim başka konular var.

Hamilton, küçük yaşta pistlere adım attığından beri hep Mclaren bünyesindeydi. Onlara güvendi, onlar için çalıştı ve kendini bütünleştiriyordu. Geçen seneki Avusturalya GP'sinde takım ona, komiserlere yalan atmasını söylemiş ve o da yapmıştı. Daha sonra bu yalan ortaya çıkmış ve çok kötü bir pozisyona düşmüştü. Başka şeyleri düşünelim. Yarış galibiyetlerinden sonra Lewis'in fiks lafıdır, radyodan duyarız: "well done guys, it was an excellent job". Hemen takımı över, onlarla bir olurdu. Peki bugün yarıştan sonra "ben, hayatımın sürüşlerinden birini yaptım ama takımın stratejisi yüzünden hakkettiğim yerde değilim" açıklaması yapması? Artık Lewis'in gözünde "o" ve "takım" var. Bir değiller. Kendisi iyi süren, takım yanlış taktik veren oldu. Tabi bu arada, takım arkadaşı tek set lastiği rahat rahat kullanırken iki set lastiği birden parçalayan bir pilot olduğunu unutuyor.

Jenson ise Hamilton kadar kendini zorlamadı. Geçişler yapması gerekmedi. Kimseyle savaşmadı, Vettel yarışdışı kalınca yarışı kazanıverdi. Buradaki tek rakibi lastikleriydi ama Jense onların dilinden anlıyor. Yumuşak lastikleri 50 tur okşayarak kullanınca yarışı kazandı. Evet belki Lewis gibi kendine hayran bırakan bir sürüş sergilemedi ama hem doğru lastik seçimiyle, hem de susup işini yapmasıyla eminim takım içinde artı puanları toplamıştır.

Pist üzerinde Hamilton'ın Button'ı geçmesi, Button'ın ona yol vermeden Lewis'in söküp alması, takım arkadaşına "ben bu ormanın kralıyım" demesiydi adeta. Ama bir yarış, bir galibiyet ve iki farklı iş yapış şekli. Şu an Jenson, Lewis ile olan savaşında eskisinden çok daha güçlü.

Not: James Allen, bu yazısında, benim demek istediklerimi daha Hamilton odaklı ama çok daha net bir şekilde anlatmış. Saygı!

F1'i Sevme Sebepleri

Bahreyn'de "yarış çok sıkıcı" diye ağlayan Formula 1 camiası, muhtemelen Avustralya GP'siyle kendine gelmiştir. Bol bol geçiş, lastik lastiğe savaşlar, beklenmedik olaylar ve yağmur. Ama ben kendi açıma, Formula 1'i niye bu kadar sevdiğimi, niye motorsporlarının en uç noktası olduğunu bir kez daha gördüm.

Yarış sırasında beni kendine hayran bırakan anları&kişileri yazıyorum: Jenson Button'ın, kuru lastiğe geçme kararı, griddeki bir çok pilotun yapmayacağı (ve yapmadığı) bir kumardı. Bütün yarış boyunca bu kararın Jense tarafından mı takım tarafından mı verildiğini merak ettim, basın toplantısında Jense, kendisinin aldığını söyledi. O zaman tebrikler ona.

Alguersuari ve Luca di Grassi. Iki gencecik pilot. Yarış bitirmeleri bile başarı, puan almaları sevinç kaynağı. Ama di Grassi, Schumacher'in kendisini geçmesiyle pes etmedi, onu geri geçmeyi başardı. Içine bir Montoya kaçmış gibiydi. Aynı şekilde Alguersuari. Ehliyetini yeni ıslatacak yaşta bir pilot olarak, Schumi'yi yarışın sonlarına kadar arkasında tutmaya çalıştı. Bu iki sürüşü takdir etmeden geçmek, büyük ayıp.

Ve Kubica. Aslında onun hakkında çok daha uzun bir yazı lazım ama Leh pilotun, orta sınıf Renault'suyla arkasındaki bütün baskılara dayanıp ikinci olması (hele de 9. başladığı bir yarışta) ayakta alkışlanacak bir sürüştü.

Peki ya Alonso? Button, ilk virajda vurup döndürmeseydi, Alonso (ve Schumacher) üst sıraları çok daha net zorlayabilirdi. Ama Schumacher, gerilerde gençlik ateşiyle mücadele ederken Alonso, birer birer yukarı tırmandı ve 4. olmayı başardı. Bu sırada Hamilton'dan, Webber'den çok ciddi baskı yemesine rağmen. Hala şampiyona lideri olması, bugünkü olgun sürüşünün sonucu.

Ve orta şekerli kahveler Hamilton ile Webber'e geliyor. Hamilton ile başlayalım. Pistteki en deli dolu pilot oydu. Önündekilere uyguladığı baskı ve Rosberg'i geçerken gösterdiği ultra-usta sürüş, Hamilton'daki inanılmaz potansiyelin sonucu. Ama bunu yaparken 2 set lastiği parçalamasını da unutmamak lazım, hele de bütün rakipleri tek seti koruyabilmişken. Bu gerçek, sürüşünün değerini biraz azaltıyor gözümde. Webber de Hamilton gibi inanılmaz hızlıydı, zaten ev sahibi yarışında da genelde başarılı oluyor. Ama Webber'in, Massa'yı kaç kere geçmesi gerektiğini hatırlamıyorum. Fazla zorlayan ve fazla hata yapan rolüne büründü. En sonunda da Hamilton'a arkadan bindirip 9.lukta kaldı.

Sonunda 2010 gridinin, uzun zamandır görülen en iyi grid olması, meyvelerini verdi. Bahreyn'den sonra sıkıntı, geçişin olmayacağı ve en iyi pilotun önde olması durumunda yarışların sıkıcı geçeceğiydi. Fakat hepimizin sormayı unuttuğu soru şu oldu: "peki ya bir sebepten dolayı en iyi pilot önde değilse?". Yağmur, bir şekilde bunun oluşmasını engelledi ve daha iyi araba-pilot kombinasyonları geriye düşebildi. Sonrasındaysa şahane bir yarış oldu. Her yarışta bu olacak değil, o zaman da yarışlar sıkıcı olacaktır. Ama bu kurallardan önce de her sene bir sürü sıkıcı yarış olurdu, bu yeni bir durum değil kısaca. Bence bir süre daha bekleyip, takımların ve pilotların kurallara alışmasını görmeliyiz. Sonrasında daha doğru şeyler söylenebilir.

Haftaya koşulacak Malezya GP'sini şimdiden hevesle bekliyorum. Ya orada da yağmur yağarsa?

05 Mart 2010

Seninki Kaç Yapıyor Hacı?

Jenson Button, elinde kahvesi, yan masadaki çalışma arkadaşını ziyarete çıkmış gibi. Bir yandan da Hamilton'daki her düğmeden kendisinde de olduğundan emin olmaya çalışıyor sanki. Eğer Jenson, Mclaren'de başarılı olmak istiyorsa, Hamilton'ı yenmesi gerek. Zira Lewis, takım arkadaşı öğütücüsü gibi; kariyerinin 4. yılına girerken 3. yeni takım arkadaşı Jenson.

01 Ocak 2010

Yeni Ciciler





Geçtiğimiz sezon Brawn GP'nin çifte şampiyonluğunda her ikisinin de payı çok büyüktü. Sezon sonunda ikisinin de yolu Ross Brawn'un takımıyla yolları ayrıldı. Jenson Button McLaren Mercedes'e, Rubens Barrichello da Williams'a geçti.
Her ikisi de yeni takımlarının kıyafetiyle basın mensuplarına poz vermiş. Biz de bloga ekleyelim dedik...

15 Aralık 2009

Futbolun Schumacher'i

"O, kaybedebileceğim en iyi kişiydi. Futbolun Schumacher'i diyebiliriz"

Button, BBC Sports Personality of the Year ödülünü Ryan Giggs'e kaptırdıktan sonra, hem Giggs'i hem de Schumacher'i ne kadar üstün gördüğünü ortaya koyuyor belki de istemeden. Schumacher, belki de bu sene rakibi olabilir.
Related Posts with Thumbnails