Beklemek istedim, hemen bir yazı yazmak istemedim çünkü herkesin bakış açısını ve açıklamasını duymak istiyordum. Ama üstünden bir kaç gün geçtikten ve taraflar düşüncelerini açıkladıktan sonra, yine de Bahreyn GP'sinin yapılma sebeplerini anlamış değilim. Bir çok konu birden komplikeleşiyor, peki ne için?
Ortadoğu'daki özgürlük ve demokrasi dalgasına kapılan ülkelerden biri de Bahreyn bildiğiniz gibi. Ama bu ülkedeki protestolar bir türlü bitmek bilmiyor. Politikadan anlamadığım ve sevmediğim için Bahreyn konusunda ahkam kesmicem. Ama kesin olan bir şey var ki Formula 1, Bahreyn'e geri dönerek kendi kendini sıkıntıya sokuyor. Burada asıl amacın Bernie'nin paragözlülüğü olduğunu söylemek, işin kolayına kaçmak gibi sanki.
Bana kalırsa Bernie ve FIA, artık dünyanın en önemli para merkezlerinden olan Ortadoğu ile olan bağlarını güçlü tutmak niyetinde olduğu için Bahreyn'e geri dönüyor. Bahreyn'in, Mclaren'in önemli hissedarlarından olduğunu biliyoruz. Bunun dışında Mclaren, Ferrari, Mercedes gibi lüks sınıfı araç üreticilerinin de en büyük pazarlarından biri. Para musluğunu elinde tutanlara karşı çıkmak da o kadar kolay değil, hatta her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bahreyn'e geri dönmek, hem ülkedeki hem de bölgedeki ülke yöneticilerine açık bir mesaj aslında: "Sizinle aynı saftayız". Bunun uzun vadeli avantajlarına göz dikilmiş durumda; bir yarış daha yapılınca elde edilecek para kimsenin umrunda değil.
Peki bu da kendi içinde bir çelişkiyi ortaya çıkartıyor. Formula 1'i döndüren para, sponsorlardan geliyor. Ve sponsorluk, bir imaj yaratmak için yapılıyor. Ama Bahreyn gibi durumu sıkıntılı ülkelere gidince sponsorların yaratacağı imaj da zarar görmüş oluyor. Yani ben bir sponsor olsam, Bahreyn'de olanlara karşı, o yarışlık logolarımın aracın üzerinde olmamasını tercih ederim. Kontrat gereği belki yine parayı ödemek zorunda kalabilirim ama yaratacağım imajdır önemli olan.
Bir yandan da 20 Ekimde koşulacak Bahreyn GP'sinin F1'den götürecekleri listesi var, ki oldukça kabarık bir liste bu. Birinci ve en önemli soru güvenlik. Protestocular, yarışı, kendilerini dünyaya göstermek için bir fırsat olacak bileceklerini açıklıyorlar. Hükümet ise F1 camiasının güvende olacağı garantisini veriyor. Yani bir yandan pistte araçlar dönerken diğer taraftan dışarıda bir savaş olacak. Takımlar, pilotlar vs ciddi güvenlik önlemleri içinde, muhtemelen pistin dibinde veya içinde kalacaklarken sporu takip eden, daha düşük profilli bir sürü insan, protestoların içinde kalacak. Onlara garantiyi kim verecek?
2012 için açıklanan takvimde Bahreyn GP'si, sezonu açan yarış olarak gözüküyor. Yani yaklaşık 5 aylık bir periyodda iki kere ülkeye gidecek F1 camiası. Ne kadar mantıklı? Kim tribünlere gelecek? Ayrıca ilk defa koşulacak Hindistan GP'si de bu sezonun son yarışı olacak. Muhtemelen Bahreynliler'den çok Hindistan yarışı organizastörlerinin işine geldi bu. Sezon finali yapmak her zaman prestijlidir ve ilk senelerinde, istemeden de olsa bunu yapacaklar. Ayrıca her yeni pist, elindeki bütün zamanı kullanmak ister. Hindistan'daki pist, muhtemelen zamanında bitecek bile olsa, onlara belli bir rahatlık vermiştir bu. Ayrıca sene sonunda ilk defa Hindistan'da yapılacak olan geleneksel FIA Yıl Sonu Galası ile de yarışın birleştirilmesi bekleniyor. Lojistik olarak mantıklı. Ama peki takım personelleri? Zaten oldukça az tatil yapabilen bu insanlar için Noel zamanının Hindistan'da geçirilmesi, ciddi bir moral, motivasyon ve performans kaybı olacaktır.
Şu anda F1'de aktif olanlar arasında sadece Mark Webber, delikanlı gibi çıkıp düşündüklerini açıklayabildi. Takımlar, konuyu FOTA toplantısında konuşacaklarını açıkladılar ama buradan da bir iki yuvarlak cümle hariç ciddi bir kararın çıkmasını düşünmek naiflik olur. Herşeyi geçtim, Mclaren'in hangi tarafta oy kullanacağı açık, böylece oy birliği ile verilecek bir karar olması imkansız. Yine de F1 emeklileri, düşüncelerini çok rahat bir şekilde açıklayabiliyorlar. Bunlardan biri Damon Hill, öbürü de Max Mosley. Artık onları, bu sahnedeki çıkar ilişkilerine bağlayan bir durum yok. O yüzden özgürcene konuşabiliyorlar.
Mark Webber'in dediği gibi, bu karara rağmen Bahreyn GP'sinin yapılıp yapılamayacağı hala bir muamma benim gözümde de. F1 camiasının, sessizliğinin arkasında, yine de ülkeye gitmek istemediği izlenimini de alıyorum ama kontratsal konulardan dolayı ses çıkaramıyorlar. Yine de ilk fırsatta yarışı yine iptal edip "biz gelecektik ama olaylar geçmedi" diyeceklerini düşünüyorum. Ama F1, politikadan uzak durma politikasının içine etmiş olmuyor mu?
Hindistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hindistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
02 Eylül 2010
Hindistan, Austin (ve Ro...?)
Krizden fırsat yaratmak diye bir şey varsa, bunu en iyi becerenlerden biri Hermann Tilke'dir muhtemelen. Elindeki sponsorluk anlaşmaları bitince yeni sponsorluk bulmakta zorlanan, bilet satışları düşen F1'in yeni marketlere açılması gerektiğini, kurt Ecclestone başından beri biliyordu. Ve F1 sirkinin gideceği ülkelerde yeni pistler yapmak gerekiyor: Voila! "Hermann'cım, çıkar kalemi kağıdı, iş var!".Son 10 yıldır F1'in bütün yeni pistlerini çizen Hermann, en son Kore ile işini bitirdi. Bu sezonun sonunda yarış yapılması umulan pistteki işler, biraz yavaş olsa da gidiyor. Ama kimse orada yarışabileceklerinden emin değil. Eğer bu seneki sözünü tutamazsa, Kore, 2011 takvimine de giremiyor olacak. Yukarıdaki resimlerde de gözüktüğü gibi binalar hazır sanki, ama söylentilere göre asfalt dökümü bitmemiş. Olmadı WRC parkuru olur, napalım. Eldeki malzemeyi doğru kullanmak lazım.
Şaka bir yana asıl konu, dizaynları yeni ortaya çıkan Hindistan ve Austin pistleri. Hindistan, son bir kaç yıldır F1'de yer sahibi olmaya çalışıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, F1 de Hindistan gibi dev bir pazarı kucaklamaya çalışıyor da diyebiliriz. Narain Karthikeyan gibi kötü bir başlangıç, sonradan Force India takımıyla doğru yöne gitmeye başladı neyse ki. Şimdi de Karun Chandok var(dı en azından). Yani meyve olgunlaşıyor. Seneye Hindistan pistinin de takvime dahil olacağı söylentileriyle, meyve dalından koparılmaya hazır olacaktır.
Tilke'nin dizayn şemalarına göre, Hindistan pistinin en ilginç özelliklerinden biri ciddi yokuşları olacak. Özellikle 2-3. virajlar arasındaki tırmanış, ve sonraki düzlükteki iniş, enteresan olmaya aday. Bir başka dikkatimi çeken öğe ise, bu pistte bir back-straight kavramının olmadığı. Yani start-finişin hemen paralelinde, nispeten turun başında bir düzlük var, ama sonrasında, F1 pistlerinin çoğunda bulunan arka düzlük yok. Ayrıca bu düzlük, ilk yarısında yokuş aşağı, sonra yokuş yukarı. Pistin devam eden bölümlerinde peşi sıra iki şikanı ile Spa Francorchamps pistinin eski Bus Stop'unu hatırlatan bir bölüm var. Hemen arkasında da Indy-vari, yatık bir 180 derecelik sağ viraj.
Austin ise takvime 2012'de girmesi düşünülen bir pist. Amerika'nın ilk amaca-özel F1 pistine dönüşecek planlar, geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı. Yine Tilke'nin elinden çıkacak olan pistin özelliklerinin başında saat yönünün tersine dönecek olması var. Ayrıca ilk viraja giden bölümün ciddi bir yokuş yukarı olması, peşinden gelen 180 dereceye yakın sol virajı kör giriş-çıkış yapıyor. Eminim çok enteresan olacaktır. Ama Austin pistinin en en dikkat çekici özelliği ise, ilk virajdan sonrasının tamamen diğer pistlerden kopya olması. KPSS'de bile böylesine alenen yapılmamıştı bu iş. Ilk iki virajdan sonraki kısım, Silverstone'un başındaki Maggots-Becketts bölümünü, arka düzlükten sonraki bölüm Hockenheimring'in Stadyum bölümünü, hemen ondan sonrası ise bizim 8.virajımızı andırmıyor, aynen kopyalıyor. Tavo Hellmund, pisti dizayn ederken eski pistlerden ilham alıcaz dedikten sonra galiba ilham kelimesinin üstünü çizmiş ve direkt almış. Bununla ilgili bir başka nokta da, 8. virajımızın, F1 klasikleri arasındaki yerini ortaya koyması. Gurur verici (sanki ben dizayn etmişim gibi).
Yazılanlara göre Hindistan pistinin ortalama hızı 210 km. Austin'deki maksimum hız ise 320 km. Hindistan pistinin uzunluğu 5.1 km iken Austin 5.4. Ikisinde de ciddi iniş çıkışlar var ve ikisinin de uzun düzlüğü, ortasından kot farkları sayesinde kırılmış durumda diyebiliriz.
Bunlar olurken, bir haber de Roma'dan geldi. Bir süredir Roma'da yarış düzenleyeceğiz diye ses çıkaran Roma valisi Gianni Alemanno, bu sefer de pistin 2012 veya 2013 takvimine ekleneceğini açıkladı. Şehrin EUR bölgesinde olması planlanıyor ayrıca pistin (orası neresi hiç bir fikrim yok). Ama pist ile ilgili detaylı bilgileri F1 Fanatic'in sitesindeki bu eski haberden bulabilirsiniz. Planları biraz daha kesinleşsin, daha detaylı konuşuruz onlar hakkında.
Ve her pist yazısında olduğu gibi, insan sormadan edemiyor: Bakalım bizim kaderimiz ne olacak?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





