Ürdün Rallisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ürdün Rallisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2011

Fotofiniş Ogier

WRC sezonunun dördüncü ayağı Ürdün Rallisi, daha start verilmeden bir zamana karşı yarışa dönmüştü zaten. Suriye'deki politik sorunlar, malzemeleri Türkiye ve Suriye üzerinden Ürdün'e geçirmeyi planlayan WRC takımları için öyle büyük bir sekte oldu ki, en başta Ürdün Rallisi'nin lojistik ve güvenlik sebepleri ile iptal edilebileceği konuşuldu. Güvenlik sorunu yetkililerin güvence vermesiyle aşılınca bu sefer lojistik bir yarış başladı. Ölüdeniz geçişinin de kapanmasından korkan takımlar, daha önce hiç WRC ile ilgilenmemiş Israil rotasını kullanmak zorunda kaldılar. Italya'dan çıkan gemi, Haifa limanına gelecek ve herşeyi gümrüğe bırakacaktı. Kendi başına bile ucu ucuna yetişen bu program, gemi yola çıktıktan sonra arızalanıp tek motora düşmesiyle imkansızlaştı. Yola cenabet çıkan gemi, Haifa'ya ulaştığında fırtınaya tutulduğu için limana yanaşamadı. Ertesi gün fırtına geçtiğinde de tek çalışan motoru da duran gemi, ancak çekilerek limana getirildi ve yükü boşaltıldı. Bu sırada Ürdün'de takımlar, FIA ve North One Sport kendi aralarında toplantı yaparak ilk günün iptal edilerek onların yerine recce ve ceremonial start yapılmasına karar verdi. Bu sırada hemen hemen bütün ekipmanlar gümrükten geçmiş ve Ürdün'e doğru yola çıkmıştı; kritik bir kamyon hariç, lastikleri taşıyan kamyon.

Sonuçta, normalde perşembe sabahı yarışın başlaması planlanırken çarşamba akşamı park alanında, uçakla gelen arabalar hariç hiç bir şey yoktu. Ne servis alanları, ne hospitality alanları, hiç bir şey. O gece ulaşan kamyonlardaki ekipmanları, normal süresi olan 4 gün yerine tek gecede kuran mekanikerlerin nasıl bir mucize gerçekleştirdiği heralde buradan anlaşılabilir.

Ve henüz yazmaya başlayamadığımız yarış... 3 günden 2 güne düşen rotasına rağmen en az yarış öncesindeki kadar heyecana sahne oldu. Hirvonen'in yoldaki ilk pilot olarak zaman kaybettiği cuma gününü Ogier, taktik dinlemeden ilk sırada bitirdi. WRC pilotlarının artık klasikleşmiş daha avantajlı start pozisyonu için yavaşladığı sırada Fransız genç pilot, gaza basarak ikinci Loeb'ün 31 saniye önünde ikinci güne başlayacaktı. Hemen arkasında ise Loeb, Latvala ve Solberg, 3 saniye içinde sıralanmışlardı.

Ikinci ve son gün Solberg'in kazası ile başladı. Podyum için savaşmayı bekleyen Norveçli eski şampiyon, yarışdışı kalarak sıfır puan çekmiş oldu Ürdün'den. Oysa ki aracının ayarlarından hiç haz etmeyerek yavaşlayan Loeb'ü geçebilirdi yolda kalsaydı. Hatta belki Latvala ve Ogier'i de.

Latvala ise bu yarışı kazanmaya yeminliydi adeta. Günün ilk loop'unda Ogier ile farkı 19 saniyeye düşüren Ford'un Fin'i, ikinci loop'taki etaplarda daha da gaza basarak herkesi şaşırttı ve son seyirci etabına gelirken, son bir gayret ile Ogier'in yarım saniye önünde liderliğe yerleşti. Ama son powerstage'de hem Ogier hem Latvala, sınırlarda yarışsalar da sonunda Citroen'in Fransız'ı, yarışı Latvala'nın sadece 0.2 (sıfır nokta iki) saniye önünde bitirerek hem yarışı kazandı hem powerstage puanları ile birlikte bir yarıştan çıkarılabilecek en fazla puanı aldı hem de WRC tarihinin en küçük farklı galibiyeti rekorunu kırdı.

Kısaca Ürdün Rallisi, öncesinden son saniyesine kadar nefes nefese geçti.

Podyumun son basamağına çıkan Loeb, Hirvonen'in dördüncü olmasıyla genel sıralamada liderliğe çıktı. Loeb'ün iki puan arkasında Hirvonen, onun 3 puan arkasında Ogier, onun 3 puan arkasında da Latvala olunca pilotlar şampiyonası hala çok karışık ilerliyor. Markalar Şampiyonasında ise Ford ile Citroen, aynı puandalar. Sıradaki yarış, Türkiye GP'si ile aynı haftasonu Italya Sardinya adasında koşulacak. Gilles Panizzi ile hafızalara kazınan günlerinde asfalt rallisi olan ama artık tamamen toprak olan Italya'da bir konuğumuz daha olacak: Parkurlarda ilk defa WRC versiyonuyla yarışacak olan MINI!

08 Nisan 2010

WRC Fail

Ralli denince akla ne gelir? Sert araziye dayanıklı şahane araçlar, onları süren gözükör pilotlar, üstünden geçilen etaplar ve en kısa zamanda bitirenin kazandığı yarışlar. Ama en son Ürdün Rallisi'nde artık pilotlara bile gına getirten bir şekilde, bu basit gerçek yaşanmıyor artık WRC'de.

Araçlar tamam, etaplar da var hala. Ama artık taktikler, gereğinden çok daha fazla bir şekilde WRC'de rol almaya başladı. En iyi pilotları, ellerinden gelenin en iyisini yapar şekilde görmüyoruz. Takım patronları tarafından (belki de mecburen) yavaşlatılıyorlar. Çünkü günü önde bitiren, ertesi günkü etaplara ilk başlıyor ve toprak rallilerde bu çok büyük bir dezavantaj. Yoldaki toz toprağı süpüren pilot, çok az yere tutunabiliyor, yavaşlamak zorunda kalıyor ve yolu temizleyerek arkasındakilere bunun avantajını kullandırtıyor. Kimse de bunu istemediği için günü neredeyse lider veya ikinci bitiren bir pilot, son etapta takım emirleri ile kasten yavaşlatılarak 5.-6.lığa döndürülüyor.

Uzun süredir Loeb ve Ford'dan bir rakibi (Gronhölm'dü eskiden, şimdi Hirvonen) şampiyonluk için çekişirken ikinci pilotlar ve artık ikinci takımlar, daha kötü yol pozisyonlarını alıp şampiyonluğu kovalayan pilota yardım etmeye çalışıyorlar. En son Ürdün Rallisi'nde artık o kadar fazla taktikle oynandı ki iki takım tarafından, ne izleyiciler, ne pilotlar bir şey anladı olanlardan. 3 gün boyunca yapılan şey, ralliden çok satrançı andırdı açıkçası. Hatta Loeb'ün dediği gibi: "3 günlük rallide iki gün taktik oynuyoruz, son gün pozisyonlar belli olunca da korumaya çalışıyoruz". Bunun yarış ruhu ile bağdaşmadığı, hatta taban tabana zıt olduğu aşikar.

Zaten son yıllarda eski popüleritesinden kaybeden, marka değeri düşen ve başta Subaru gibi klasikleşmiş bir markayla beraber Suzuki'yi, Mitsubishi'yi kaybeden bir seri, ne yapıp bu hatasından dönebilir? Öneri çok. Pilotlar, recce zamanını aynı zamanda bir sıralama turuna çevirip, önde bitirenin yol pozisyonunu seçmesi fikrini attılar. Ford patronu Malcolm Wilson, bunun, en iyi pilotu en iyi yol pozisyonuna koyup yarışların galibinin cuma akşamından belli olması anlamına geldiği söyledi. Belki de. Ama Citroen patronu Quesnel, Hirvonen-Latvala ikilisinin en az Loeb kadar hızlı olduğunu, bu yüzden de Wilson'ın dediklerinin doğru olmadığını belirtti. Onun da haklılık payı var.

Bir fikir de ben vereyim. Takvimdeki her yarışta, WRC ile beraber Production Car gibi başka seriler de yarışıyor. Onlar önden gidip yolu temizlese ve arkasında WRC'ler, önceki günkü sıralama ile temiz yolda yarışsalar. Bunun için, örneğin Production serisinin son aracı ile WRC'nin ilk aracı arasında normalden fazla bir zaman koymak gerekiyor ama şu andaki sıkıntıları bitirmek için fazlasıyla küçük bir değişiklik bu.

Ürdün Rallisi'nin Malezya GP'si ile, Türkiye Rallisi'nin Çin GP'si ile aynı haftasonuna gelmesi, zaten WRC için dezavantajken, bu şekilde karmaşık ve aslında manasız olaylar, serinin altına dinamit koymaktan farksız.

02 Nisan 2010

Ürdün Rallisi'ne Bakış

Aslında FIA, iki amiral gemisi serisini özellikle aynı haftasonlarına koymamak için çabalıyor ama gittikçe genişleyen takvimler yüzünden bazen şu anki gibi çakışmalar olabiliyor. Bu haftasonu, hem Malezya GP'si hem de Ürdün Rallisi koşuluyor. Malezya GP'sinin antreman turları yapılıyor ve henüz asıl aksiyon başlamamışken, biz Ürdün'e çevirelim gözlerimizi.

Ürdün'e gelirken Citroen, Meksika'daki 1-2-3'lerinden dolayı özgüven dolu idi. Ford ise Isveç Rallisi'nden sonraki formunu Meksika'da bulamamış ve Ürdün'ü hevesle bekliyordu. Ilk gün (dün), Loeb ve Hirvonen, ilk başlayan ekipler oldukları için sahneye ikinci pilotlar çıkmıştı. Jari Matti Latvala, Solberg ve Sordo'nun 3-5 saniye önünde ciddi bir savaş veriyordu. Hirvonen ve Loeb ise onların arkasında, günü minimum hasar ile kapatmaya çalışıyorlardı. Bu sırada Solberg ve Latvala'ya, etaba geç geldiklerinden dolayı ceza verilmesi gündeme geldi fakat pilotlar, yol bölümleri için kendilerine yeteri kadar zaman verilmediğini ve ellerinde bir şey olmadığını savunuyorlardı. Bunu dikkate alan yarış direktörleri, ceza vermemeye karar verdiler.

Gün sonunda yine taktikler ortaya çıktı doğal olarak. Meksika Rallisi'nin ilk gününü lider bitirip, ikinci günkü yollarda süpürücü görevini yapan Solberg, bu kez ders alıp yavaşladı ve günü 4. bitirdi. Sordo da takım emirlerine uyarak yavaşladı ve 6.lığa kadar indi. Latvala ise rakipleri yavaşlarken son gaz gitmeye ve ikinci gün için zaman farkını maksimuma çıkarmaya oynadı. Böylece ilk gün sonunda, ikinci Ogier ile arasında 30 saniye fark vardı. Burada Latvala ile ilgili şunu unutmamak lazım: Ilk gün de zaten yolda 3. sıradaydı. Yani elde ettiği liderliği, nispeten az bir avantaj ile yakalamıştı.

Lider pilotlar Hirvonen ve Loeb ise yavaşlayarak daha da vakit kaybetmek yerine arayı kapatmaya çalıştılar. Hirvonen 5., Loeb ise 3. bitirdi günü.

Fakat asıl bomba ikinci günün ilk etabında yaşandı. Yol pozisyonunun avantajını görmek ve liderlerle arayı hızla kapamak için atak pozisyonunda olan Hirvonen, ilk etapta taşa çarpıp süspansiyonunu kırdı ve yarışdışı kaldı. Yarın her ne kadar Superally kurallarıyla tekrar yarışacak olsa da, ciddi bir dezavantaja sahip. Görünüşe göre sezon başında aldığı "all-attack" kararı, Isveç Rallisi'nde birincilik getirse de şu anda sıkıntı yaşatıyor Finli'ye. Günün ikinci etabını ise sürpriz bir şekilde Nasser Al-Attiyah kazandı. Hem de etap ikinicisi Solberg'e bir dakika fark atarak. Solberg ise, an itibariyle Loeb ve Ogier'i geçerek 2.liğe oturdu. Latvala'nın ise 21 saniye gerisinde hala.

Rallinin bundan sonraki heyecanı, 2-3-4. sıradaki Citroen pilotlarının hem kendi aralarındaki mücadele hem de Latvala ile aralarını ne hızla kapayacakları olacak. Eğer bugün içinde genç Ford pilotunu yakalayamazlarsa, yarını daha konservatif ve finişe ulaşmak için kullanabilirler. Rallinin kaderinde, bugün iki kere koşulacak 25 km'lik Ürdün Nehri etabının fazlasıyla etkisi olacaktır.

Gelişmeler oldukça sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.
Related Posts with Thumbnails